Yıldız Günlüğü · Hesaplama

Doğduğun Gün Ay Takviminde Kaçıncı Gündü? Hicri Doğum Günü Hesaplama

30 Ekim 2026 · 35 dk okuma · Astro Yuvam
Hicri TakvimAy TakvimiRûznâmeHesaplama

Doğum gününü hepimiz biliriz; ama o gün gökyüzündeki Ay'ın takviminde kaçıncı gündü? Hicri takvimde her ay yeni hilalle başlar ve gün akşam gün batımında değişir. Aşağıya doğum tarihini yaz; Ay'ın kaçıncı gününde doğduğunu, o geceki Ay'ı ve eski bir Osmanlı rûznâmesinde o gün doğan için yazılmış sözü kendi diliyle ve Türkçesiyle oku.

Bugün Ay takviminin kaçıncı günü olduğu hesaplanıyor…
Ücretsiz hicri doğum günü hesaplama

Yalnızca doğum tarihiyle de hesaplanır. Saat ve yer eklersen gün batımı kuralı tam olarak uygulanır, o anki Ay evresi ve Ay'ın konağı da hesaplanır. Bilgilerin hiçbir yere gönderilmez ve kaydedilmez.

İçindekiler
  1. Ay takvimindeki doğum gününü hesapla
  2. Ay takviminde kaçıncı gün doğdun ne demek?
  3. Hicri takvim nasıl işler?
  4. Gün akşam başlar: gün batımı kuralı
  5. Neden bazen bir gün fark çıkar?
  6. Bu sözler nereden geliyor? Rûznâme
  7. “Ola”, “oğlan doğsa” ve eski kelimeler
  8. 29 günün haritası
  9. Uğurlu ve uğursuz günler tablosu
  10. Ay'ın 29 günü: her gün ayrı ayrı
  11. Hicri güne göre Ay evreleri
  12. Doğduğun gece Ay hangi konaktaydı?
  13. Hicri ayların adları
  14. Miladi–hicri tarih çevirici
  15. Ailenle ve arkadaşlarınla karşılaştır
  16. Hicri yaş ve hicri doğum günü
  17. Bu araç nasıl hesaplıyor?
  18. Sık sorulan sorular

Ay Takviminde Kaçıncı Gün Doğdun Ne Demek?

Kısa cevap

Doğum tarihin Güneş'e dayanan miladi takvimde bir gündür; aynı gün Ay'a dayanan hicri takvimde başka bir tarihe denk gelir. “Ay takviminde kaçıncı gün doğdun?” sorusu, doğduğun gün hicri ayın kaçıncı günü olduğunu sorar. Bu sayı 1 ile 30 arasındadır ve aynı zamanda doğduğun gece gökyüzündeki Ay'ın ne kadar büyüdüğünü ya da küçüldüğünü anlatır.

Kimliğimizde yazan doğum tarihi, Güneş'in çevresindeki yolculuğumuza göre düzenlenmiş bir takvimden gelir. Ama insanlık tarihinin büyük bölümünde günleri saymak için ilk bakılan saat Ay'dı. Ay her gece biraz değişir; ince bir hilalden dolunaya, oradan yeniden incecik bir yaya döner. Bu değişim o kadar düzenlidir ki pek çok eski takvim ayı doğrudan bu döngüye göre saymıştır. Bugün de dünyada milyonlarca insanın dinî günlerini belirleyen hicri takvim, Ay'ın bu döngüsüne dayanır.

Hicri takvimde her ay, yeni Ay'dan sonra batı ufkunda ilk hilalin göründüğü akşam başlar. O akşam ayın birinci günüdür. Ondan sonraki her akşam bir gün daha eklenir; on dört ya da on beşinci gece Ay dolunay olur, ayın sonuna doğru ise sabah göğünde incelerek kaybolur. Bu yüzden hicri ayın kaçıncı gününde doğduğunu bilmek, doğduğun gece Ay'ın gökyüzünde nasıl göründüğünü de büyük ölçüde söyler.

Çoğumuz bu sayıyı bilmeyiz; çünkü doğum belgelerimizde yalnızca miladi tarih yazar. Oysa Osmanlı döneminde bir çocuğun doğumu çoğu zaman hicri tarihle kayda geçer, ailenin eski defterlerine ya da evdeki Kur'an'ın boş sayfalarına “şu ayın şu gecesi doğdu” diye not edilirdi. Bu sayfadaki araç, bu kaybolmuş bilgiyi geri getirir: miladi doğum tarihini alır ve senin Ay takvimindeki doğum gününü bulur.

Birkaç örnek, aynı sayının miladi tarihle hiçbir ilgisi olmadığını gösterir. Aşağıdaki tarihlerin hicri karşılıkları gündüz doğanlara göredir; akşam gün batımından sonra doğanlar için bir gün eklenir:

Miladi tarihHicri karşılığı (gündüz)Ay'ın kaçıncı günü?
21 Mart 19758 Rebîülevvel 13958. gün
10 Kasım 19835 Safer 14045. gün
23 Nisan 199027 Ramazan 141027. gün
30 Ağustos 199422 Rebîülevvel 141522. gün
31 Aralık 199923 Ramazan 142023. gün
19 Mayıs 200318 Rebîülevvel 142418. gün
1 Eylül 20081 Ramazan 14291. gün
1 Ocak 201510 Rebîülevvel 143610. gün

Hicri Takvim Nasıl İşler?

Hicri takvim, adını Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicretinden alır. Takvimin başlangıcı, hicretin gerçekleştiği yılın ilk ayı olan Muharrem'in birinci günüdür; bu gün Jülyen takvimiyle 16 Temmuz 622'ye denk gelir. Takvimin bu başlangıçla kullanılmaya başlanması Hz. Ömer'in halifeliği dönemindedir.

Bu takvimin temel birimi Ay'ın evreleridir. Ay bir yeni Ay'dan ötekine ortalama 29 gün 12 saat 44 dakikada döner. Bu yüzden hicri aylar ya 29 ya da 30 gün çeker ve hiçbir ay sabit uzunlukta değildir. On iki ay bir araya geldiğinde hicri yıl 354 ya da 355 gün sürer. Güneş yılı ise yaklaşık 365,24 gündür; aradaki yaklaşık 11 günlük fark, hicri takvimi Güneş takviminin içinde sürekli geriye kaydırır.

Bu kaymanın sonucunu hepimiz biliriz: Ramazan her yıl bir önceki yıldan yaklaşık 11 gün erken başlar. Kimi yıllar kış günlerine, kimi yıllar uzun yaz günlerine denk gelir. Yaklaşık 33 yılda bir Ramazan yılın bütün mevsimlerini dolaşıp yeniden aynı döneme döner. Aynı kural senin hicri doğum günün için de geçerlidir: hicri doğum günün her yıl miladi takvimde yaklaşık 11 gün erken gelir.

Hicri takvimde ayın başlangıcı iki yolla belirlenir. Geleneksel yol, yeni hilalin akşam gözle görülmesidir: hilal görülürse ertesi gün yeni ayın birinci günüdür; görülmezse içinde bulunulan ay 30 güne tamamlanır. Diğer yol hesaptır: Ay'ın Güneş'le kavuşumu, gün batımında Ay'ın ufuktan yüksekliği ve Güneş'ten açısal uzaklığı gibi ölçütlerle ayın başı önceden hesaplanır. Bugün pek çok ülkenin resmî takvimi bu tür hesaplara dayanır.

Osmanlı Devleti'nde hicri takvim uzun yüzyıllar boyunca resmî ve dinî hayatın takvimiydi. 1840'tan itibaren mali işler için Güneş yılına dayanan Rumi takvim de kullanılmaya başlandı; resmî belgelerde çoğu zaman iki tarih birlikte yazıldı. 1 Ocak 1926'dan itibaren ise Türkiye'de resmî takvim olarak miladi takvim kabul edildi. Hicri takvim bugün Türkiye'de dinî günlerin, kandillerin ve bayramların belirlenmesinde kullanılmaya devam ediyor.

Gün Akşam Başlar: Gün Batımı Kuralı

Kısa cevap

Hicri takvimde yeni gün gece yarısında değil, akşam güneş battığında başlar. Akşam güneş battıktan sonra doğan biri, miladi takvimde hâlâ aynı gündeyken hicri takvimde bir sonraki gündedir.

Ay takvimine dayanan takvimlerde günün akşam başlaması çok doğaldır: yeni ay, akşam batı ufkunda görülen ilk hilalle başlar; dolayısıyla ayın her günü de akşamla açılır. Kandil gecelerinin bir akşam önce kutlanması da bundandır: Kadir Gecesi ya da Mevlid Kandili, ertesi günün gecesi olarak bir önceki akşam başlar.

MİLADİ TAKVİM 14 Mart 15 Mart gece yarısı 00:00 HİCRİ TAKVİM Ay'ın 14. günü Ay'ın 15. günü gün batımı (örneğin 18:20)
Aynı akşam saat 19:00'da doğan biri miladi takvimde hâlâ 14 Mart'tadır; hicri takvimde ise Ay'ın bir sonraki gününe geçmiştir.

Bu yüzden doğum saatin ve doğduğun yer, Ay takvimindeki doğum gününü değiştirebilir. Örneğin Ankara'da kışın güneş 17:00 civarında, yazın ise 20:00'den sonra batar. Aynı saat 19:00'da doğan iki kişiden biri kışın doğduysa hicri takvimde ertesi güne, yazın doğduysa aynı güne düşebilir. Araç bu yüzden doğum yerinin koordinatlarını bulur ve doğduğun günün gün batımı saatini astronomik olarak hesaplar.

Osmanlı'nın akşamla başlayan saati: ezânî saat

Günü akşamla başlatan anlayış Osmanlı'da saatlere de yansımıştı. Halk arasında “alaturka” ya da “ezânî” saat denilen sistemde, güneşin battığı an saat 12 kabul edilirdi. Saatler her akşam gün batımında yeniden 12'ye ayarlanır, gece ve gündüz saatleri bu andan itibaren sayılırdı. Camilerin yanında kurulan muvakkithanelerde görevli muvakkitler, güneşin hareketini izleyerek vakitleri ve saat ayarını belirlerdi.

Bu yüzden eski bir belgede “gecenin saat ikisinde doğdu” yazıyorsa bu, gün batımından iki saat sonra demektir. Doğum saatini girersen, araç doğum saatini bu ezânî saate de çevirir; büyükannenin büyükannesi seni hangi saatte doğmuş diye anardı, onu da görürsün. Türkiye'de ezânî saatten bugünkü saate geçiş de 1 Ocak 1926'da miladi takvimle birlikte gerçekleşti.

Neden Bazen Bir Gün Fark Çıkar?

Hicri bir tarihin miladi karşılığı her zaman herkes için aynı değildir. Bunun nedeni, ayın başının hilalin görülmesine ya da farklı hesap ölçütlerine bağlı olmasıdır. Aynı akşam hilal bir ülkede görülür, başka bir ülkede görülmez; bir takvim hesap ölçütünü biraz daha sıkı, öteki biraz daha gevşek tutar. Sonuçta aynı hicri ay bir yerde bir gün önce başlar.

Bu araç, tarayıcıların içinde hazır bulunan Ümmü'l-Kurâ takvimini kullanır. Ümmü'l-Kurâ, Suudi Arabistan'ın resmî takvimidir ve ay başlarını Mekke için yapılan astronomik hesaplara göre belirler. Türkiye'de kullanılan takvimler ise 1978'de İstanbul'da düzenlenen uluslararası hilal konferansında benimsenen ölçütlere dayanır: gün batımında Ay'ın ufuktan belirli bir yükseklikte ve Güneş'ten belirli bir açıyla uzakta bulunması gerekir. Bu iki yaklaşım çoğu ay aynı sonucu verir; bazı aylarda ise bir gün fark oluşur.

Geçmişe gidildikçe bu fark biraz daha belirginleşebilir. 1900'lerin başındaki bir doğum tarihi için, o dönemde hilalin nerede ve ne zaman görüldüğü bugün kesin olarak bilinemez. Bu yüzden araç her sonucun yanında bir önceki ve bir sonraki günü de gösterir. Ailende eski bir hicri kayıt varsa, örneğin bir dedenin “Receb'in on yedisinde doğdu” notu, o kaydı esas almak en doğrusudur.

Bu Sözler Nereden Geliyor? Rûznâme

Kısa cevap

Bu sayfadaki sözler, “Hazâ Kitâb-ı Sultân Mahmûd” başlığını taşıyan, düzyazıyla yazılmış yedi varaklık eski bir Türkçe rûznâme nüshasından alınmıştır. Metin, hicri ayın 1. gününden 29. gününe kadar her günün uğurlu ya da uğursuz olduğunu, o gün hangi işlerin yapılacağını ve o gün doğan çocuğun nasıl biri olacağını anlatır.

Rûznâme kelimesi Farsça rûz (gün) ve nâme (yazı, mektup, kitap) kelimelerinden oluşur ve kelime anlamıyla “günlerin kitabı” demektir. Osmanlı'da bu kelime hem yıllık takvimler için hem de ayın, haftanın ya da yılın günlerine uğur ve uğursuzluk yükleyen metinler için kullanılmıştır. Bu ikinci türdeki metinler halk arasında çok sevilmiş, defalarca kopyalanmış, mecmualara ve cönklere yazılmıştır.

Kaynağımız olan nüsha, başlığındaki ifadeyle bir Sultan Mahmud'a ithaf edilmiş ya da nispet edilmiştir. Bu Sultan Mahmud'un, Osmanlı padişahlarından biri değil, 11. yüzyılda yaşamış Gazneli Mahmud olduğu düşünülür; rûznâmelerin bu tür ünlü hükümdarlara bağlanması, metne itibar kazandırmak için sık başvurulan bir yoldu. Metnin dili sade bir Osmanlı Türkçesidir ve her gün aynı düzenle anlatılır: önce o güne bağlanan bir olay, sonra yapılacak ve kaçınılacak işler, sonra hastalık ve rüya hükümleri ve çoğu zaman o gün doğan çocuk için bir söz.

Metin, ayın yedi gününü açıkça nahs, yani uğursuz sayar: 3, 5, 13, 16, 21, 24 ve 25. günler. Bu günlerin adlandırılmasında Kur'an'daki “eyyâm-ı nahisât” (uğursuz günler) ifadesinin izi vardır; Fussilet sûresinin 16. âyetinde Âd kavmine gönderilen fırtınanın “uğursuz günlerde” estiği anlatılır. Rûznâmeler bu kavramı alıp ayın belirli günlerine yerleştirmiştir. Metnin geri kalan günleri ise sa'd, yani uğurlu günlerdir; 23. gün ise hem uğurlu hem uyarılı bir gün olarak anlatılır.

Rûznâmenin ayrıntılı tarihini, Babil'den Osmanlı sarayına uzanan uğurlu gün geleneğini, müneccimbaşının eşref saat hesaplarını ve Ay'ın 28 konağını Rûznâme nedir? yazımızda anlattık.

“Ola”, “Oğlan Doğsa” ve Eski Kelimeler

Rûznâmenin sözlerini ilk okuyuşta en çok dikkat çeken şey, cümlelerin hemen hepsinin “ola” diye bitmesidir. Ola, eski Türkçede “olsun, olur” anlamına gelen istek kipidir. Bugün “hayırlı ola”, “geçmiş ola”, “kolay gele” gibi kalıplarda hâlâ yaşar. Yani “bahtlu ola” sözü bir emir ya da beddua değil, bir dilektir: “bahtlı olsun, talihli olur.” Aynı kip olumsuz biçimde de kullanılır: “yaşamaya” “yaşamasın, yaşamaz” demektir.

İkinci dikkat çeken şey, sözlerin çoğunun “oğlan doğsa” diye başlamasıdır. Bu, metnin yazıldığı dönemin dil alışkanlığıdır; doğan çocuktan söz ederken genel olarak “oğlan” denmesi yaygındı. Metin 2. günde “oğlan ve kız doğsa”, 15. günde de “oğul, kız doğsa” diyerek kız çocuklarını açıkça anar. Bugün bu sözleri okurken onları o gün doğan herkes için okumak, metnin ruhuna uygundur.

Sözlerde bugün az kullandığımız ya da anlamı değişmiş pek çok kelime geçer. Her günün bölümünde bu kelimelerin anlamlarını tek tek verdik. En sık tekrar edenler şunlardır:

29 Günün Haritası

Aşağıdaki her kutu hicri ayın bir gününü ve o gün Ay'ın tipik görünüşünü gösterir. Bir güne dokun ya da kaydırıcıyı sürükle; o günün rûznâmedeki sözünü ve Türkçesini gör. Altın çerçeveli günler uğurlu, kırmızımsı çerçeveli günler rûznâmenin nahs saydığı günlerdir.

Ay'ın 29 günü
Sa'd · uğurlu günNahs · dikkat günüUğurlu ama uyarılıHüküm yazılmamış

Uğurlu ve Uğursuz Günler Tablosu

Rûznâmenin 29 günü için yazdığı doğum sözleri tek tabloda. Günün numarasına dokunarak o günün ayrıntılı bölümüne geçebilirsin. Sözler kaynaktaki yazılışıyla, Latin harflerine aktarılmış biçimiyle verilmiştir.

GünHâliBu günde doğan için yazılan söz
1Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa zeyrek ve bahtlu ola.
2Sa'd · uğurlu günAmmâ oğlan ve kız doğsa yaşı uzun ola.
3Nahs · dikkat günüOğlan doğsa fâsık, yalancı ve kezzâb ola.
4Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa kademi mübârek ola ve sâhib-i hüner ola.
5Nahs · dikkat günüOğlan doğsa Kâbil'iñ ve Fir'avn'uñ huyun tuta ve ömri kısa ola.
6Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa mün'im ve şâd-mân ola.
7Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa âbid ve zâhid ola ve du'âsı kabul ola.
8Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa devletlü ola. Anaya, ataya müşfik ola ve yaraşık ola.
9Hüküm yazılmamışHüküm yazılmamış
10Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa âkıl ola, sayru olsa tiz şifâ bula.
11Sa'd · uğurlu günEger oğlan doğsa âlim ve âkıl ola ve kâmil ola ve sözi mevzûn ve kutlu ola.
12Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa kademi mübârek ola.
13Nahs · dikkat günüOğlan doğsa münâfık ola.
14Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa 'âlim ve müneccim ve zâhid ola.
15Sa'd · uğurlu günOğul, kız doğsa devletlü ola.
16Nahs · dikkat günüOğlan doğsa yalancı ola ve fâsık ola ve hâ'in ola.
17Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa râst ola ve ercümend ola.
18Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa 'âlim ve zâhid ola, hıredmend ola, şerri az ola, düşmeni dost ola.
19Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa kademi mübârek ola, 'ömri uzun ola.
20Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa şâ'ir ola.
21Nahs · dikkat günüOğlan doğsa yaşamaya.
22Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa bahtlu ola ve esbab çok olup kendü kavmine hâkim ola, hükmi yürüye.
23Uğurlu ama uyarılıOğlan doğsa kademi mübârek ola.
24Nahs · dikkat günüOğlan doğsa dili uzun ola, gâyetle yavuz ola.
25Nahs · dikkat günüOğlan doğsa yaşamaya.
26Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa kademi mübârek ola, 'ömri uzun ola, sözi geçer ola.
27Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa devletlüdür.
28Sa'd · uğurlu günBu günde oğlan doğsa hayırludur.
29Sa'd · uğurlu günOğlan doğsa kademi mübârek ola.

Tabloda dikkat çeken bir düzen vardır: uğurlu günlerin sözleri çoğunlukla “kademi mübârek”, “devletlü”, “âlim” ve “uzun ömür” temaları etrafında döner; nahs günlerin sözleri ise “fâsık”, “yalancı” ve “yaşamaya” gibi ağır kelimelerde toplanır. Bu, rûznâmelerin bir kalıp dağarcığıyla çalıştığını gösterir: metin her güne sıfırdan bir söz yazmaz, ortak bir kelime hazinesinden günün hâline uygun olanı seçer.

Ay'ın 29 Günü: Rûznâmede Her Gün

Bu bölümde rûznâmenin 29 gününü sırayla okuyabilirsin. Her günün başında, o gün doğan için yazılan söz kaynaktaki biçimiyle ve Türkçesiyle yer alır. Ardından sözdeki eski kelimelerin anlamları, metnin o güne bağladığı anlatı, o gün için verilen öğütler ve o gün gökyüzünde Ay'ın nasıl göründüğü gelir.

Ay'ın 1. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa zeyrek ve bahtlu ola.”

Türkçesi: Bu günde doğan çocuk zeki, uyanık ve talihli olur.
zeyrek
zeki, uyanık, çabuk kavrayan
bahtlu
bahtlı, talihli
ola
olsun, olur (eski dilde istek kipi)

Rûznâmenin ilk cümlesi bir başlangıç cümlesidir. Ayın birinci günü, gökte hilalin ilk kez göründüğü akşamla açılır; metin de bu günü yaratılışla, yani her şeyin başıyla ilişkilendirir. Bu günde doğana yazılan iki kelime de bu başlangıç duygusunu taşır: zeyrek ve bahtlu.

Zeyrek, eski Türkçede zekâsı çabuk işleyen, gözü açık, uyanık insan için kullanılır. Bugün de Anadolu'nun bazı yerlerinde “zeyrek çocuk” denildiğinde akıllı ve hazırcevap bir çocuk kastedilir. Bahtlu ise bahtı açık, talihli demektir. Rûznâme bu iki niteliği yan yana koyar: Ay'ın ilk gününde doğan, hem kavrayışı hem de şansı açık biridir.

Gökyüzü açısından bu günün en dikkat çekici yanı Ay'ın neredeyse hiç görünmemesidir. Hicri ayın birinci akşamında Ay, güneş battıktan kısa bir süre sonra batı ufkunda ince bir yay gibi belirir ve çok geçmeden o da batar. Eski takvimlerde ayı başlatan da bu ince hilalin görülmesiydi. Ayın birinci gününde doğanlar, Ay'ın yeni bir döngüye girdiği, ışığının en az olduğu bir gecenin çocuklarıdır.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin, ayın ilk gününü Hz. Âdem'in yaratıldığı gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Hilal (yeni Ay'ın ilk günleri). Akşam batı göğünde ince bir yay. Güneş battıktan kısa süre sonra batar.

Ay'ın 2. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Ammâ oğlan ve kız doğsa yaşı uzun ola.”

Türkçesi: Bu günde doğan oğlan da kız da uzun ömürlü olur.
ammâ
ama, şimdi (söze geçiş)
yaşı uzun ola
ömrü uzun olsun, uzun yaşasın

İkinci gün, rûznâmede kız çocuklarının da açıkça anıldığı az sayıdaki günden biridir. Metnin büyük kısmı “oğlan doğsa” diye başlar; ikinci günde ise “oğlan ve kız doğsa” denir ve ikisine aynı dilek yazılır: uzun bir ömür.

Eski Türkçede “yaşı uzun ola” kalıbı bugünkü “ömrün uzun olsun” dileğinin karşılığıdır. Rûznâmede bu söz bir kehanet gibi değil, bir hayır duası gibi durur. Bu gün aynı zamanda metnin en çok işe izin verdiği günlerden biridir: yolculuk, ticaret, yeni elbise, hamam, nikâh ve dostlarla bir araya gelmek bu gün için uygun sayılır.

Gökte Ay ikinci akşamda biraz daha kalınlaşmış bir hilaldir ve güneş battıktan sonra ufukta biraz daha uzun kalır. Ay'ın ışığı her akşam artmaya başlar; rûznâmenin bu güne yüklediği bereket ve süreklilik dileği, büyümeye başlayan bu ışıkla da uyumludur.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin, ikinci günü Hz. Havva'nın yaratıldığı gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Hilal (yeni Ay'ın ilk günleri). Akşam batı göğünde ince bir yay. Güneş battıktan kısa süre sonra batar.

Ay'ın 3. Günü

Nahs · dikkat günü

“Oğlan doğsa fâsık, yalancı ve kezzâb ola.”

Türkçesi: Metin bu günde doğan için yoldan çıkmış, yalan söyleyen biri olacağını yazar.
fâsık
doğru yoldan çıkmış, günaha düşkün
kezzâb
çok yalan söyleyen
nahs
uğursuz, dikkat edilmesi gereken gün

Üçüncü gün, rûznâmenin “nahs” dediği yedi günün ilkidir. Metin her ayın 3, 5, 13, 16, 21, 24 ve 25. günlerini uğursuz sayar ve bu günler için sert hükümler yazar. Üçüncü günde doğan için yazılan söz de bunlardandır.

Bu sözü bugün okurken bağlamını hatırlamak gerekir. Rûznâmeler bir insanın karakterini ölçen metinler değil, ayın her gününe bir “hâl” yükleyen halk metinleriydi. Bir günü nahs saymanın nedeni çoğu zaman o güne bağlanan bir felaket anlatısıydı; metin de üçüncü günü Lût kavminin helakiyle ve cennetten çıkarılışla ilişkilendirir. Doğan kişiye yazılan söz de bu karanlık anlatının gölgesinde kalır.

Gökyüzü ise bu güne başka bir resim çizer: Ay hâlâ ince bir hilaldir ama artık akşam göğünde rahatça seçilir ve her akşam biraz daha yükseğe çıkar. Rûznâmenin öğüdü de bir tür dikkat çağrısıdır: bu gün yeni işlere acele etmemek, beklemek ve gözlemek.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu günü Lût kavminin helak olduğu ve Âdem ile Havva'nın cennetten çıkarıldığı gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Hilal (yeni Ay'ın ilk günleri). Akşam batı göğünde ince bir yay. Güneş battıktan kısa süre sonra batar.

Ay'ın 4. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa kademi mübârek ola ve sâhib-i hüner ola.”

Türkçesi: Bu günde doğanın ayağı uğurlu olur, eli hünerli olur.
kadem
ayak, adım
kademi mübârek
uğurlu ayaklı, girdiği yere bereket getiren
sâhib-i hüner
hüner sahibi, eli işe yatkın, maharetli

Dördüncü günün sözü, rûznâmenin en sevilen kalıplarından birini içerir: kademi mübârek. Kelime kelime “ayağı mübarek” demektir; Türkçede bugün de “ayağı uğurlu geldi” diye söylediğimiz şeyin eski karşılığıdır. Bir eve, bir işe ya da bir ailenin hayatına girdiğinde oraya bereket ve iyilik getiren kişi için kullanılır.

Sözün ikinci yarısı da aynı ölçüde değerlidir: sâhib-i hüner. Osmanlı dilinde hüner, sanat ve maharet demekti; elinden iş gelen, bir zanaatı ustalıkla yapan kişiye “hüner sahibi” denirdi. Rûznâme bu iki niteliği birlikte verir: hem geldiği yere uğur getiren hem de elinden iş gelen biri.

Ay dördüncü akşamında artık belirgin, kalın bir hilaldir. Güneş battığında batı göğünde epey yüksekte durur ve gecenin ilk saatlerini aydınlatır. Rûznâme bu günü alışveriş ve dilekler için hayırlı sayar ama yolculuk için uygun görmez; bu yüzden dördüncü gün, olduğun yerde iş kurmanın ve üretmenin günü gibi okunur.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Büyüyen hilal. Akşamları batı ve güneybatı göğünde belirgin bir hilal; gecenin ilk saatlerinde görünür.

Ay'ın 5. Günü

Nahs · dikkat günü

“Oğlan doğsa Kâbil'iñ ve Fir'avn'uñ huyun tuta ve ömri kısa ola.”

Türkçesi: Metin bu günde doğanın Kâbil ve Firavun'un huyunu taşıyacağını ve kısa ömürlü olacağını yazar.
huyun tuta
huyunu tutar, ona benzer
ömri kısa ola
ömrü kısa olur

Beşinci gün rûznâmenin ikinci nahs günüdür ve metnin en sert sözlerinden biri bu güne yazılmıştır. Metin bu günü kardeş katliyle, yani Kâbil'in Hâbil'i öldürmesiyle ilişkilendirir ve bu günde doğana da aynı karanlık gölgeyi düşürür.

Rûznâmeler bu tür sözleri tek tek insanlar için değil, günün kendisi için yazardı. Bir gün bir kez büyük bir kötülükle anıldıysa, metin o günün her ay tekrar eden “ağırlığını” vurgulamak için en uç örnekleri sıralardı. Bu yüzden beşinci günün sözü bir insanın kaderinden çok, metnin o güne yüklediği anlamı anlatır. Kaynağın kendisi de her günün sonunu “gaybı Allah bilür” diyerek, yani bilinmeyeni yalnızca Allah'ın bildiğini hatırlatarak kapatır.

Gökte Ay beşinci akşamda ilk dördüne yaklaşan, yarısından biraz azı aydınlık bir hilaldir. Rûznâmenin bu gün için öğüdü sakin kalmak, yeni bir şey başlatmamak ve gördüğün rüya için sadaka vermektir: yani dikkati içe çevirmek.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metne göre Kâbil bu günde doğmuş ve Hâbil'i öldürmüştür; Firavun, Nemrud ve Ebû Cehil'in de bu günde doğduğu yazılır.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Büyüyen hilal. Akşamları batı ve güneybatı göğünde belirgin bir hilal; gecenin ilk saatlerinde görünür.

Ay'ın 6. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa mün'im ve şâd-mân ola.”

Türkçesi: Bu günde doğan cömert, iyilik eden ve sevinçli biri olur.
mün'im
nimet veren, iyilik eden, cömert
şâd-mân
sevinçli, gönlü şen, mutlu

Altıncı günün sözü, rûznâmenin en neşeli cümlelerinden biridir. Mün'im, “nimet veren” demektir; elindekini paylaşan, iyilik eden, sofrası açık insan için kullanılır. Şâd-mân ise Farsçadan gelen ve “gönlü şen, sevinçli” anlamına gelen bir kelimedir; bugün de “şad olmak” deyiminde yaşar.

Bu iki kelime yan yana geldiğinde ortaya çıkan insan, hem verdiği için sevinen hem de sevindiği için veren biridir. Rûznâme bu günü yolculuk, nikâh, ekin ve ticaret için de hayırlı sayar; yani altıncı gün metinde hem bereketin hem de neşenin günüdür.

Gökte Ay altıncı akşamında ilk dördüne çok yakındır; gün batımında güney göğünde yüksekte durur ve gece yarısına doğru batar. Işığı artık gecenin önemli bir kısmını aydınlatacak kadar güçlüdür. Büyüyen Ay'ın bu evresi, rûznâmedeki “nimet veren” sözcüğüyle de güzel bir uyum içindedir.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Büyüyen hilal. Akşamları batı ve güneybatı göğünde belirgin bir hilal; gecenin ilk saatlerinde görünür.

Ay'ın 7. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa âbid ve zâhid ola ve du'âsı kabul ola.”

Türkçesi: Bu günde doğan kendini adayan, gönlünü dünyaya bağlamayan biri olur ve duası kabul olur.
âbid
ibadet eden, kendini bir yola adayan
zâhid
dünya hırsından uzak, sade yaşayan
du'âsı kabul ola
duası kabul olur, dileği yerine gelir

Yedinci gün, rûznâmenin “dua günü” diye andığı gündür. Bu günde doğana yazılan söz de bu havayı taşır: âbid ve zâhid. Âbid kendini bir şeye adayan, zâhid ise dünya hırsından uzak, sade yaşayan kişidir. Söz “duası kabul ola” diye biter.

Bu sözü bugünün diliyle okuyunca ortaya çıkan insan, çok şey istemeyen ama istediğine bütün kalbiyle bağlanan biridir. Gösterişten uzak, kendi yolunda sessizce ilerleyen ve dileklerinin bir şekilde yolunu bulduğu insanlar için söylenmiş bir söz gibidir.

Ay yedinci gecede ilk dördün evresine gelir: diskin tam yarısı aydınlıktır. Gök gözlemcilerinin en sevdiği evrelerden biridir; çünkü aydınlık ile karanlığın sınırında Ay'ın kraterleri ve dağları en net bu evrede görünür. Rûznâme bu günü her işe başlamak için hayırlı sayar ama yolculuğa izin vermez; yani yedinci gün, olduğun yerde niyet etmenin ve başlamanın günüdür.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu günü duanın ve izzetin günü olarak niteler.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: İlk dördün. Diskin yarısı aydınlık. Gün batımında güney göğünde durur, gece yarısı batar.

Ay'ın 8. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa devletlü ola. Anaya, ataya müşfik ola ve yaraşık ola.”

Türkçesi: Bu günde doğan talihli ve saygın olur, annesine babasına şefkatli olur, güzel ve yakışıklı olur.
devletlü
talihli, saygın, nüfuzlu (eski dilde devlet: baht, saadet)
müşfik
şefkatli, sevecen
ana, ata
anne, baba
yaraşık
yakışıklı, güzel, uygun

Sekizinci günün sözü rûznâmenin en uzun ve en sıcak cümlelerinden biridir. İlk kelime devletlüdür. Bugün “devlet” deyince aklımıza siyasi bir yapı gelir; eski dilde ise devlet aynı zamanda baht, talih ve itibar demekti. “Devletlü” de bahtı açık, saygın ve sözü geçen insan için kullanılırdı.

Söz bununla bitmez: anaya, ataya müşfik ola, yani annesine babasına karşı şefkatli olur. Sonra bir de yaraşık ola eklenir; yaraşık, eski Türkçede “yakışan, güzel, yakışıklı” anlamına gelir. Sekizinci günde doğana yazılan bu üç dilek, hem dışı hem içi güzel, ailesine bağlı ve talihi açık birini anlatır.

Gökte Ay ilk dördünü geçmiş, şişmeye başlamıştır. Gün batımında tam güneyde, yüksekte durur ve gecenin ilk yarısını aydınlatır. Rûznâme bu gün için kayıpların bulunacağını, hırsızın ortaya çıkacağını yazar; artan ışık, saklı olanın görünür hâle gelmesiyle de anlatılır.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: İlk dördün. Diskin yarısı aydınlık. Gün batımında güney göğünde durur, gece yarısı batar.

Ay'ın 9. Günü

Hüküm yazılmamış

Rûznâme bu gün için hüküm yazmamıştır.

Dokuzuncu gün, rûznâmenin boş bıraktığı tek gündür. Bu nüshada dokuzuncu günün satırı boştur; müellifin ya da müstensihin bu günü atladığı düşünülür. Ancak dokuzuncu gün, metnin açıkça “nahs” dediği yedi gün arasında yer almaz; bu yüzden gelenek içinde uğurlu günlerden biri sayılır.

Bir el yazmasında boş kalmış bir satır, bugün bize bu metinlerin nasıl üretildiğini de hatırlatır. Rûznâmeler çoğu zaman başka metinlerden çevrilerek, kopyalanarak ve yeniden yazılarak çoğalırdı. Bir müstensihin atladığı bir satır, yüzyıllar sonra bir boşluk olarak karşımıza çıkar. Başka rûznâmelerde dokuzuncu güne başka hükümler yazılmış olabilir; bu sayfadaki bilgiler yalnızca bu tek nüshaya dayanır.

Gökte Ay dokuzuncu akşamda şişkin, yarısından fazlası aydınlık bir disktir. Güneş batarken doğu-güneydoğu göğünde yükselmiş olur ve gece yarısından sonraya kadar gökte kalır. Rûznâmenin sustuğu bu gün, gökyüzünün en sakin ve en aydınlık akşamlarından birine denk gelir.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin dokuzuncu gün için bir şey söylemez.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Şişkin Ay (büyüyen). Yarısından fazlası aydınlık. Akşam doğu-güneydoğuda yükselmiştir, gece yarısından sonra batar.

Ay'ın 10. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa âkıl ola, sayru olsa tiz şifâ bula.”

Türkçesi: Bu günde doğan akıllı olur; hastalanırsa çabuk şifa bulur.
âkıl
akıllı, aklı başında
sayru
hasta (eski Türkçe)
tiz
çabuk, hızlı
şifâ bula
şifa bulur, iyileşir

Onuncu günün sözü iki parçadan oluşur ve ikisi de hem akla hem bedene dair güzel bir dilektir. İlki âkıl ola: akıllı, aklı başında biri olur. İkincisi sayru olsa tiz şifâ bula: hastalansa bile çabuk iyileşir.

Sayru, eski Türkçede “hasta” demektir ve bugün artık kullanmadığımız güzel kelimelerden biridir. Tiz ise “çabuk” anlamına gelir; bugün daha çok “tiz ses” deyiminde yaşar. Rûznâme bu iki kelimeyle sağlam bir bünyeyi, zor zamanlardan çabuk toparlanan bir insanı anlatır.

Onuncu gün metnin en açık uğurlu günlerinden biridir: bu günde başlanan her işin hayırlı olacağı yazılır. Gökte Ay dolunaya dört beş gün kalmış, iyice şişmiştir ve gece yarısından sonraya kadar ışık verir. Ay'ın bu “güçlenen” hâli, sözün sağlamlık ve toparlanma temasıyla da örtüşür.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Şişkin Ay (büyüyen). Yarısından fazlası aydınlık. Akşam doğu-güneydoğuda yükselmiştir, gece yarısından sonra batar.

Ay'ın 11. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Eger oğlan doğsa âlim ve âkıl ola ve kâmil ola ve sözi mevzûn ve kutlu ola.”

Türkçesi: Bu günde doğan bilgili, akıllı ve olgun olur; sözü ölçülü ve uğurlu olur.
âlim
bilgili, ilim sahibi
kâmil
olgun, kemale ermiş
mevzûn
ölçülü, dengeli, yerinde
kutlu
uğurlu, kutsal, hayırlı

On birinci gün, rûznâmenin en çok övdüğü günlerden biridir ve bu günde doğana yazılan söz de metnin en zengin cümlelerinden biridir. Dört nitelik art arda sıralanır: âlim, âkıl, kâmil ve sözü mevzûn ve kutlu.

Âlim bilgili, âkıl akıllı, kâmil olgun demektir. Son söz ise özellikle güzeldir: sözi mevzûn ola. Mevzûn kelimesi, şiirde “vezinli, ölçülü” anlamında kullanılır; bir insanın sözü mevzûn ise ne fazla ne eksik konuşur, ağzından çıkan her cümle yerini bulur. Rûznâme buna bir de kutluyu ekler: bu kişinin sözü uğur getirir.

Gökte Ay dolunaya üç dört gün kala, gün batımında doğu göğünde yükselmiş, neredeyse yuvarlak bir disktir. Rûznâme bu günü nikâhtan mülk edinmeye kadar pek çok iş için hayırlı sayar ve bu günde yapılan her işin hayra çıkacağını yazar.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin on birinci günü Hz. Muhammed'in doğduğu gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Şişkin Ay (büyüyen). Yarısından fazlası aydınlık. Akşam doğu-güneydoğuda yükselmiştir, gece yarısından sonra batar.

Ay'ın 12. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa kademi mübârek ola.”

Türkçesi: Bu günde doğanın ayağı uğurlu olur; girdiği yere bereket getirir.
kademi mübârek
uğurlu ayaklı, geldiği yere hayır getiren

On ikinci günün sözü kısadır ama rûznâmenin en sık kullandığı ve en sevilen kalıbını taşır: kademi mübârek ola. Metinde bu söz 4, 12, 19, 23, 26 ve 29. günlerde de geçer; yani rûznâme “uğurlu ayak” dileğini ayın farklı zamanlarına serpiştirmiştir.

Türkçede “ayağın uğurlu gelsin”, “ayağı uğurlu geldi” gibi sözler bu eski kalıbın bugüne kadar gelen izleridir. Yeni doğan bir bebeğin ardından eve gelen bereket, yeni gelinin ardından açılan bir kapı, yeni bir çalışanla birlikte büyüyen bir iş… Hepsi aynı inancın günlük dildeki karşılıklarıdır.

On ikinci gün aynı zamanda rûznâmenin “müjde günü”dür: müjdeli haber almak, büyüklerden istekte bulunmak ve ekin dikmek bu gün için hayırlı sayılır. Gökte Ay dolunaya iki üç gün uzaklıktadır ve geceyi neredeyse baştan sona aydınlatır.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin on ikinci günü Beytü'l-Makdis'in (Kudüs) ortaya çıktığı gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Şişkin Ay (büyüyen). Yarısından fazlası aydınlık. Akşam doğu-güneydoğuda yükselmiştir, gece yarısından sonra batar.

Ay'ın 13. Günü

Nahs · dikkat günü

“Oğlan doğsa münâfık ola.”

Türkçesi: Metin bu günde doğanın iki yüzlü olacağını yazar.
münâfık
iki yüzlü, içi dışı bir olmayan

On üçüncü gün, rûznâmenin üçüncü nahs günüdür. Bu güne yazılan söz tek kelimeden ibarettir ve serttir: münâfık, yani içi dışı bir olmayan, iki yüzlü.

Ancak bu günün hükümleri arasında rûznâmenin belki de en güzel öğüdü de yer alır: bu günde daima iyilik yapmak. Metin, uğursuz saydığı bir günde insana kötülükten uzak durmayı değil, bilinçli olarak iyilik yapmayı öğütler. Rûznâmelerin “nahs” günlere bakışı da çoğu zaman böyledir: korkudan çok, dikkat ve sadaka.

Gökyüzünde on üçüncü gün, dolunaya bir iki gün kala Ay'ın en parlak hâllerinden birine denk gelir. Ay gün batımında doğudan yükselir ve sabaha kadar gökte kalır. Rûznâmenin “karanlık” saydığı bu gün, gökyüzünün en aydınlık gecelerinden biridir.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin on üçüncü günü Firavun'un doğduğu gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Şişkin Ay (büyüyen). Yarısından fazlası aydınlık. Akşam doğu-güneydoğuda yükselmiştir, gece yarısından sonra batar.

Ay'ın 14. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa 'âlim ve müneccim ve zâhid ola.”

Türkçesi: Bu günde doğan bilgili olur, yıldızlardan anlar ve gönlünü dünyaya bağlamaz.
âlim
bilgili
müneccim
yıldız bilimiyle uğraşan, gökyüzünü okuyan kişi
zâhid
dünya hırsından uzak, sade yaşayan

On dördüncü gün, rûznâmenin gökyüzüyle en doğrudan bağ kurduğu gündür. Bu günde doğana yazılan söz üç nitelik sayar ve ortadaki kelime özellikle dikkat çekicidir: müneccim.

Müneccim, Osmanlı'da yıldız bilimiyle uğraşan, gökyüzünü gözleyip hesaplayan kişiydi. Sarayda müneccimbaşı denilen bir görevli bulunur, önemli işlerin vakti onun hesaplarına göre belirlenirdi. Rûznâme on dördüncü günde doğan için “müneccim ola” der; yani gökyüzünü okuyan, yıldızlardan anlayan biri olur. Hemen yanında âlim (bilgili) ve zâhid (dünya hırsından uzak) gelir.

Bu sözün on dördüncü güne yazılmış olması da tesadüf gibi durmaz: hicri ayın on dördüncü gecesi çoğu zaman dolunay gecesidir. Ay güneş batarken doğudan yükselir, bütün gece gökte kalır ve sabaha karşı batar. Gökyüzünü izlemek için en dolu, en parlak gecede doğan birine “müneccim ola” demek, rûznâmenin en şiirsel tesadüflerinden biridir.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Dolunay. Disk tamamen ya da neredeyse tamamen aydınlık. Gün batımında doğar, bütün gece gökte kalır.

Ay'ın 15. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğul, kız doğsa devletlü ola.”

Türkçesi: Bu günde doğan oğlan da kız da talihli ve saygın olur.
oğul, kız
erkek ve kız çocuk
devletlü
talihli, saygın, nüfuzlu

On beşinci gün, rûznâmede kız çocuklarının açıkça anıldığı ikinci gündür. Söz kısa ve güçlüdür: oğul, kız doğsa devletlü ola. Bu günde doğan herkese, oğlan da kız da, aynı dilek yazılır.

Devletlü sekizinci günde de geçen ve eski dilde talih, saadet ve itibar anlamlarını birlikte taşıyan bir kelimedir. Osmanlı yazışmalarında üst makamdaki kişilere “devletlü” diye hitap edilirdi; kelime saygınlığı ve bahtı aynı anda anlatır.

On beşinci gün, ayın tam ortasıdır ve gökte Ay çoğu zaman dolunaydır ya da dolunayı yeni geçmiştir. Rûznâmenin bu güne inşaatı ve mülk almayı hayırlı saydığı görülür; ayın en dolu anında temel atmak, ev almak, kalıcı bir şey kurmak uygun bulunur.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Dolunay. Disk tamamen ya da neredeyse tamamen aydınlık. Gün batımında doğar, bütün gece gökte kalır.

Ay'ın 16. Günü

Nahs · dikkat günü

“Oğlan doğsa yalancı ola ve fâsık ola ve hâ'in ola.”

Türkçesi: Metin bu günde doğanın yalan söyleyen, yoldan çıkmış ve hain biri olacağını yazar.
fâsık
doğru yoldan çıkmış
hâ'in
hain, güvene ihanet eden

On altıncı gün, rûznâmenin dördüncü nahs günüdür ve dolunayın hemen ardından gelir. Bu güne yazılan söz, üçüncü günün sözünü tekrarlar gibidir: yalancı, fâsık ve bu kez bir de hâ'in.

Bu günün hükümlerinde dikkat çeken bir çelişki de vardır: rûznâme diğer nahs günlerinde kan aldırmayı ve hamamı yasaklarken, on altıncı günde ikisini de uygun sayar. Bu, rûznâmelerin katı bir sistemden çok, farklı geleneklerden derlenmiş öğütlerin bir araya gelmesiyle oluştuğunu gösteren küçük ama değerli bir ipucudur.

Gökte Ay dolunayı geçmiş, küçülmeye başlamıştır. Artık güneş battıktan bir süre sonra doğudan yükselir ve sabahın ilk saatlerine kadar gökte kalır. Rûznâmenin bu gün için öğüdü, yeni bir işe girişmek yerine elde olanı korumaktır.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Dolunay. Disk tamamen ya da neredeyse tamamen aydınlık. Gün batımında doğar, bütün gece gökte kalır.

Ay'ın 17. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa râst ola ve ercümend ola.”

Türkçesi: Bu günde doğan dürüst ve doğru sözlü olur, saygın ve değerli biri olur.
râst
doğru, dürüst (bugün de “rast gelmek”te yaşar)
ercümend
değerli, saygın, şerefli

On yedinci günün sözü iki Farsça kelimeyle kurulmuştur ve ikisi de dürüstlüğe ve itibara dairdir. Râst, “doğru, düz, dürüst” demektir; Türk müziğindeki “rast makamı” ve günlük dildeki “rast gelmek” bu kelimeden gelir. Ercümend ise “değerli, saygın, şerefli” anlamına gelir.

Bu iki kelime birlikte, sözü doğru olduğu için saygı gören bir insanı anlatır. Rûznâme bu günde doğana yalnızca iyi bir talih değil, bir karakter yazar: yalan söylemeyen ve bu yüzden değerli bulunan biri.

Gökte Ay dolunayın ardından yavaşça küçülmeye başlamıştır. Rûznâmenin bu güne yazdığı bir hüküm de dikkat çekicidir: kaçan ya da kaybolan biri çabuk geri döner. Küçülen Ay'ın ilk günlerinde, gidenin dönmesi ve kaybolanın bulunması üzerine bir söz yazılmıştır.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Şişkin Ay (küçülen). Dolunayın ardından küçülmeye başlayan disk. Akşamdan sonra doğar, sabah gökte kalır.

Ay'ın 18. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa 'âlim ve zâhid ola, hıredmend ola, şerri az ola, düşmeni dost ola.”

Türkçesi: Bu günde doğan bilgili olur, gönlünü dünyaya bağlamaz, akıllı olur, kimseye kötülüğü dokunmaz ve düşmanı bile dostu olur.
hıredmend
akıllı, bilge, sağduyulu
şerri az ola
kötülüğü az olur
düşmeni dost ola
düşmanı bile dostu olur

On sekizinci günün sözü, rûznâmenin en dokunaklı cümlesidir. Önce âlim, zâhid ve hıredmend gelir: bilgili, dünya hırsından uzak ve akıllı. Sonra iki dilek eklenir: şerri az ola, yani kimseye kötülüğü dokunmaz; ve en sonda düşmeni dost ola, yani düşmanı bile dostu olur.

Hıredmend, Farsça “akıl” anlamına gelen hıred kelimesinden türemiştir ve sağduyulu, bilge insan için kullanılır. Ama sözü unutulmaz kılan son cümledir. Rûznâme bu günde doğana düşmansız bir hayat yazmaz; düşmanını dosta çevirebilen bir karakter yazar.

Gökte Ay, dolunayın ardından üçüncü dördüncü gününde, hâlâ parlak ama küçülen bir disktir. Gece geç saatte doğudan yükselir ve sabaha kadar gökte kalır. Işığını yavaş yavaş bırakan bu Ay, rûznâmenin bu güne yazdığı “şerri az” dileğiyle de güzel bir uyum içindedir.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin on sekizinci günü Hz. İshak'ın annesinin doğduğu gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Şişkin Ay (küçülen). Dolunayın ardından küçülmeye başlayan disk. Akşamdan sonra doğar, sabah gökte kalır.

Ay'ın 19. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa kademi mübârek ola, 'ömri uzun ola.”

Türkçesi: Bu günde doğanın ayağı uğurlu olur ve ömrü uzun olur.
kademi mübârek
uğurlu ayaklı
'ömri uzun ola
ömrü uzun olur

On dokuzuncu günün sözü iki güzel dileği birleştirir: kademi mübârek ve ömri uzun. Biri geldiği yere uğur getiren bir ayağı, diğeri uzun bir hayatı anlatır. Rûznâmede bu iki dileğin yan yana geldiği başka bir gün de yirmi altıncı gündür.

Bu günü özel kılan bir ayrıntı daha vardır: metin on dokuzuncu günü Lokman'ın doğduğu gün olarak anar. Lokman, İslam geleneğinde hikmetiyle ve şifa bilgisiyle tanınan bir bilgedir; “Lokman Hekim” adıyla bugün de halk arasında yaşar. Bu günün hükümlerinin şifalı ot içmek ve hastanın çabuk iyileşmesi üzerine olması da bu anlatıyla uyumludur.

Gökte Ay son dördüne yaklaşmaktadır; gece yarısına doğru doğudan yükselir ve sabah gökte kalır. Gündüz batı göğünde soluk bir yarım Ay olarak görülebilir.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin on dokuzuncu günü Lokman'ın doğduğu gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Şişkin Ay (küçülen). Dolunayın ardından küçülmeye başlayan disk. Akşamdan sonra doğar, sabah gökte kalır.

Ay'ın 20. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa şâ'ir ola.”

Türkçesi: Bu günde doğan şair olur.
şâ'ir
şair, söz ustası

Yirminci günün sözü rûznâmenin en kısa ve belki de en romantik cümlesidir: şâ'ir ola. Bu günde doğan biri şair olur.

Osmanlı dünyasında şairlik yalnızca şiir yazmak değil, sözün ustası olmak demekti. Divan şairleri sarayda, medresede ve tekkede itibar görür; iyi söylenmiş bir beyit dilden dile dolaşırdı. Rûznâmenin bu günde doğana “şair” demesi, ona kelimelerle ve duygularla kurulan bir yetenek yazması anlamına gelir.

Gökte Ay son dördüne çok yakındır: diskin yarısından biraz fazlası aydınlıktır ve gece yarısına doğru doğudan yükselir. Gecenin en sessiz saatlerinde yükselen bu Ay, yazmaya, düşünmeye ve hayal kurmaya en uygun saatlerin Ay'ıdır.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin yirminci günü Hz. İshak'ın duasının kabul olduğu gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Şişkin Ay (küçülen). Dolunayın ardından küçülmeye başlayan disk. Akşamdan sonra doğar, sabah gökte kalır.

Ay'ın 21. Günü

Nahs · dikkat günü

“Oğlan doğsa yaşamaya.”

Türkçesi: Metin bu günde doğan çocuğun yaşamayacağını yazar.
yaşamaya
yaşamasın, yaşamaz (eski dilde olumsuz istek kipi)

Yirmi birinci gün rûznâmenin beşinci nahs günüdür ve metnin en ağır cümlelerinden biri bu güne yazılmıştır: oğlan doğsa yaşamaya. Bugün bu sözü okuyan herkes bu satırları yaşayarak okuyor; bu da sözün ne olduğunu en açık biçimde gösterir.

Bu tür cümleleri anlamak için yazıldıkları dünyayı hatırlamak gerekir. Yüzyıllar boyunca bebek ölümleri çok yaygındı ve her doğum aynı zamanda büyük bir korkuydu. Rûznâmeler bu korkuyu belirli günlere bağlayarak anlatırdı. Metin yirmi birinci günü Nuh tufanıyla ilişkilendirir; bu yüzden bu gün için yazılan hükümler de suyla ilgilidir: su kenarında ve hamamda oturmamak.

Gökte Ay yirmi birinci günde çoğu zaman son dördün evresindedir: diskin tam yarısı aydınlıktır ve Ay gece yarısı civarında doğudan yükselip sabah göğünde kalır. İlk dördünün aynası olan bu evre, eski gözlemciler için de ayın ikinci yarısının dönüm noktasıydı.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin yirmi birinci günü Nuh kavminin helak olduğu gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Son dördün. Diskin öbür yarısı aydınlık. Gece yarısı civarında doğar, sabah güney göğündedir.

Ay'ın 22. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa bahtlu ola ve esbab çok olup kendü kavmine hâkim ola, hükmi yürüye.”

Türkçesi: Bu günde doğan talihli olur, imkânları çok olur, kendi çevresinin önderi olur ve sözü geçer.
bahtlu
bahtlı, talihli
esbâb
vasıtalar, imkânlar, araç gereç
kendü kavmi
kendi çevresi, kendi insanları
hükmi yürüye
hükmü yürür, sözü geçer

Yirmi ikinci günün sözü, rûznâmenin en “güçlü” cümlesidir. Önce bahtlu ola gelir: talihli olur. Sonra esbab çok olup: imkânları, araç gereci, elinin altındaki vasıtalar çok olur. Ve sonunda kendü kavmine hâkim ola, hükmi yürüye: kendi çevresinin önderi olur, sözü geçer.

Kavm kelimesi burada bir halkı değil, insanın kendi çevresini, akrabalarını ve yakınlarını anlatır. Rûznâme bu günde doğana ailesinde, mahallesinde ya da işinde sözü dinlenen, çevresini toparlayan birinin rolünü yazar. Hükmi yürüye deyimi de bugün kullandığımız “sözü geçer” ifadesinin eski bir karşılığıdır.

Gökte Ay son dördünü geçmiştir; gece yarısından sonra doğar ve sabah göğünde güneyde durur. Rûznâme bu günü dilekler ve ticaret için hayırlı sayar ve kaybın çabuk bulunacağını yazar.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin yirmi ikinci günü Hz. İbrahim'in doğduğu gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Son dördün. Diskin öbür yarısı aydınlık. Gece yarısı civarında doğar, sabah güney göğündedir.

Ay'ın 23. Günü

Uğurlu ama uyarılı

“Oğlan doğsa kademi mübârek ola.”

Türkçesi: Bu günde doğanın ayağı uğurlu olur.
kademi mübârek
uğurlu ayaklı

Yirmi üçüncü gün, rûznâmenin en ilginç günlerinden biridir: metin bu günü hem uğurlu sayar hem de içinde bir uğursuzluk bulunduğunu söyler. Bu yüzden onu ne tam olarak sa'd ne de nahs günleri arasında sayabiliriz; bu sayfada bu günü “uğurlu ama uyarılı” bir gün olarak işaretliyoruz.

Bu günde doğana yazılan söz ise tamamen iyidir: kademi mübârek ola. Rûznâmenin en sevdiği bu kalıp, burada bir uyarının yanına yerleştirilmiştir. Gün ikili bir hâl taşısa da, o günde doğan kişiye yazılan dilek uğurlu ayaktır.

Gökte Ay son dördünü geçmiş, sabah göğünde kalınca bir hilale dönmeye başlamıştır. Ay artık gece yarısından sonra doğar; erken kalkanlar onu güneş doğmadan önce doğu göğünde parlarken görür.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin yirmi üçüncü günü Bünyamin'in doğduğu gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Küçülen hilal. Sabahları doğu göğünde incelen bir hilal; gün doğmadan önce görülür.

Ay'ın 24. Günü

Nahs · dikkat günü

“Oğlan doğsa dili uzun ola, gâyetle yavuz ola.”

Türkçesi: Metin bu günde doğanın dilinin uzun ve huyunun çok sert olacağını yazar.
dili uzun
sözü keskin, ağzı kalabalık, lafını esirgemeyen
gâyetle
son derece, pek çok
yavuz
eski Türkçede kötü, sert, çetin

Yirmi dördüncü gün rûznâmenin altıncı nahs günüdür. Bu güne yazılan sözde, bugün başka bir anlamla kullandığımız eski bir kelime vardır: yavuz.

Bugün “yavuz” deyince aklımıza cesur, yiğit, güçlü biri gelir. Eski Türkçede ise yavuz önce “kötü, fena” anlamına geliyordu, zamanla “sert, çetin, yaman” anlamına kaydı. Rûznâme bu kelimeyi dili uzun deyimiyle birlikte kullanır; sözünü esirgemeyen, keskin dilli ve sert mizaçlı birini anlatır.

Gökte Ay yirmi dördüncü günde sabah göğünde ince bir hilaldir. Gece geç saatte doğar ve güneş doğarken doğu göğünde soluklaşarak kaybolur. Ayın bu son haftası, eski takvimlerde ayın “tükenmeye” yüz tuttuğu günler olarak görülürdü.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Küçülen hilal. Sabahları doğu göğünde incelen bir hilal; gün doğmadan önce görülür.

Ay'ın 25. Günü

Nahs · dikkat günü

“Oğlan doğsa yaşamaya.”

Türkçesi: Metin bu günde doğan çocuğun yaşamayacağını yazar.
yaşamaya
yaşamasın, yaşamaz (eski dilde olumsuz istek kipi)

Yirmi beşinci gün, rûznâmenin yedinci ve son nahs günüdür ve yirmi birinci günle aynı cümleyi taşır: oğlan doğsa yaşamaya. Aynı cümlenin iki farklı güne yazılmış olması, rûznâmelerin bir kalıplar sistemiyle çalıştığını da gösterir: nahs günlere tekrar tekrar aynı ağır sözler dağıtılırdı.

Bu sözü bugün yaşayan biri okuyor ve bu, sözün bir hüküm değil, bir korkunun dile gelmiş hâli olduğunu en açık biçimde gösteriyor. Rûznâmeyi değerli kılan da tam olarak budur: yüzyıllar önce insanların neden korktuğunu, neyi umduğunu ve günlerine nasıl anlam yüklediğini bugüne taşır.

Gökte Ay ayın sonuna yaklaşırken iyice incelmiş bir hilaldir ve yalnızca sabah erken saatlerde, güneş doğmadan önce doğu ufkunda görülür. Birkaç gün içinde tamamen kaybolacak, sonra yeni bir hilal olarak batı göğünde yeniden doğacaktır.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Küçülen hilal. Sabahları doğu göğünde incelen bir hilal; gün doğmadan önce görülür.

Ay'ın 26. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa kademi mübârek ola, 'ömri uzun ola, sözi geçer ola.”

Türkçesi: Bu günde doğanın ayağı uğurlu olur, ömrü uzun olur ve sözü geçer.
kademi mübârek
uğurlu ayaklı
sözi geçer ola
sözü geçer, dinlenir

Yirmi altıncı gün, nahs günlerin hemen ardından gelen ve rûznâmenin en cömert davrandığı günlerden biridir. Bu günde doğana tek bir değil, üç dilek yazılır: kademi mübârek, ömri uzun ve sözi geçer.

Bu günün hükümleri arasında bugün bile tanıdık gelecek bir öğüt vardır: çocuğu mektebe vermek. Rûznâme yirmi altıncı günü çocuğun okula başlaması için hayırlı sayar. Metnin bu güne yazdığı en geniş hüküm ise şudur: bu günde dilenen her dilek kabul olur.

Metin bu günü, karanlığın ardından gelen bir kurtuluş anlatısıyla ilişkilendirir. Gökte de benzer bir an yaşanır: Ay sabah göğünde son incelik hâlindedir ve birkaç gün içinde yeni bir döngüye başlayacaktır.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin yirmi altıncı günü Hz. Musa'nın yardım gördüğü ve Firavun'un Nil'de boğulduğu gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Küçülen hilal. Sabahları doğu göğünde incelen bir hilal; gün doğmadan önce görülür.

Ay'ın 27. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa devletlüdür.”

Türkçesi: Bu günde doğan talihlidir, saygındır.
devletlüdür
talihlidir, saygındır, bahtı açıktır

Yirmi yedinci günün sözü rûznâmede dikkat çeken bir dil değişikliği taşır. Diğer günlerin çoğunda “ola” diye biten dilek kipi kullanılırken, burada söz kesin bir hükümle biter: devletlüdür. Yani bu günde doğan talihli olsun değil, talihlidir.

Bu günün hükümleri arasında bugün de değerini koruyan bir öğüt vardır: meşveret, yani danışmak. Rûznâme yirmi yedinci günü bir konuyu başkalarıyla konuşup birlikte karar vermek için hayırlı sayar. Elbise biçtirmek ve yeni bir yardımcı edinmek de bu günün işleri arasındadır.

Gökte Ay ayın sonuna doğru sabahları ince bir hilal olarak görünür; bazen gündüz göğünde güneşe yakın, soluk bir yay hâlinde seçilebilir. Ay'ın neredeyse hiç ışık vermediği bu günler, yeni döngüden önceki son sessiz günlerdir.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin yirmi yedinci günü Hz. Yakub'un doğduğu gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Küçülen hilal. Sabahları doğu göğünde incelen bir hilal; gün doğmadan önce görülür.

Ay'ın 28. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Bu günde oğlan doğsa hayırludur.”

Türkçesi: Bu günde doğan hayırlı biridir.
hayırludur
hayırlıdır, iyilik getirir

Yirmi sekizinci günün sözü tek bir kelimeyle özetlenir: hayırludur. Bu günde doğan kişi, kendisi bir hayırdır; iyilik getirir.

Bu günün hükümleri arasında rûznâmenin en ilginç ayrıntılarından biri yer alır: bir şeyi toprağa gömmek uygun görülmez. Metin bu günü, servetiyle böbürlenen ve hazineleriyle birlikte yere geçirilen Kârûn'un hikâyesiyle ilişkilendirir; bu yüzden toprağa bir şey saklamak bu güne yakıştırılmaz. Buna karşılık ilim öğrenmek, yolculuk ve ticaret hayırlı sayılır.

Gökte yirmi sekizinci gün çoğu zaman Ay'ın neredeyse hiç görünmediği günlerden biridir. Ay güneşe çok yakındır ve ancak gün doğmadan hemen önce, ufkun hemen üstünde incecik bir çizgi olarak seçilebilir. Ay'ın görünmediği bu gecelerde gökyüzü en karanlık hâlindedir; yıldızları izlemek için yılın en güzel geceleri bunlardır.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin yirmi sekizinci günü Kârûn'un yere geçirildiği gün olarak anar.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Ay'ın görünmediği günler. Ay güneşe çok yakındır; çoğu zaman görünmez. Yeni ay (kavuşum) bu günlerde olur.

Ay'ın 29. Günü

Sa'd · uğurlu gün

“Oğlan doğsa kademi mübârek ola.”

Türkçesi: Bu günde doğanın ayağı uğurlu olur.
kademi mübârek
uğurlu ayaklı, geldiği yere bereket getiren

Yirmi dokuzuncu gün, rûznâmenin son günüdür ve metin ayı güzel bir dilekle kapatır: kademi mübârek ola. Rûznâmenin en sevdiği uğurlu ayak kalıbı, ayın son gününde bir kez daha tekrarlanır.

Bu günün hükümleri de ayın kapanışına yakışır: her işin hayırlı olacağı, evlenmenin iyi olacağı ve rızkın artacağı yazılır. Hicri aylar 29 ya da 30 gün sürdüğü için yirmi dokuzuncu gün bazen ayın son günü, bazen de sondan bir önceki gündür. Rûznâmede otuzuncu gün için ayrı bir hüküm bulunmaz.

Gökte Ay bu günde çoğu zaman tamamen görünmezdir: güneşle aynı yönde bulunur ve kavuşum anına, yani yeni aya çok yakındır. Eski takvimlerde ertesi akşam gözler batı ufkunda yeni hilali arardı. Hilal görülürse yeni ay başlar, görülmezse ay otuz güne tamamlanırdı.

Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.

Rûznâmenin bu gün için öğütleri:

Gökyüzünde: Ay'ın görünmediği günler. Ay güneşe çok yakındır; çoğu zaman görünmez. Yeni ay (kavuşum) bu günlerde olur.

Hicri Güne Göre Ay Evreleri

Hicri ay yeni hilalle başladığı için ayın günü ile Ay'ın evresi arasında sıkı bir bağ vardır. Aşağıdaki tablo her gün aralığında Ay'ın tipik görünüşünü özetler. Gerçek evre, ayın hangi gün başladığına ve doğum saatine göre bir iki gün kayabilir; araç senin doğum anındaki gerçek evreyi ayrıca hesaplar.

Hicri günAy evresiGökyüzünde nasıl görünür?
1–3Hilal (yeni Ay'ın ilk günleri)Akşam batı göğünde ince bir yay. Güneş battıktan kısa süre sonra batar.
4–6Büyüyen hilalAkşamları batı ve güneybatı göğünde belirgin bir hilal; gecenin ilk saatlerinde görünür.
7–8İlk dördünDiskin yarısı aydınlık. Gün batımında güney göğünde durur, gece yarısı batar.
9–13Şişkin Ay (büyüyen)Yarısından fazlası aydınlık. Akşam doğu-güneydoğuda yükselmiştir, gece yarısından sonra batar.
14–16DolunayDisk tamamen ya da neredeyse tamamen aydınlık. Gün batımında doğar, bütün gece gökte kalır.
17–20Şişkin Ay (küçülen)Dolunayın ardından küçülmeye başlayan disk. Akşamdan sonra doğar, sabah gökte kalır.
21–22Son dördünDiskin öbür yarısı aydınlık. Gece yarısı civarında doğar, sabah güney göğündedir.
23–27Küçülen hilalSabahları doğu göğünde incelen bir hilal; gün doğmadan önce görülür.
28–30Ay'ın görünmediği günlerAy güneşe çok yakındır; çoğu zaman görünmez. Yeni ay (kavuşum) bu günlerde olur.

Ay'ın yaşı da ayrı bir bilgidir: son yeni Ay'dan, yani Ay'ın Güneş'le kavuşumundan bu yana geçen süredir. Hicri ayın birinci günü çoğu zaman Ay'ın bir buçuk iki günlük olduğu akşama denk gelir; çünkü kavuşumdan hemen sonra hilal gözle görülemeyecek kadar incedir. Bu yüzden araçta gördüğün “Ay'ın yaşı” ile “hicri gün” arasında genellikle bir iki günlük fark olur.

Doğduğun Gece Ay Hangi Konaktaydı?

Ay, burç kuşağındaki yolculuğunu yaklaşık 27 gün 8 saatte tamamlar; yani her gece bir öncekinden yaklaşık 13 derece ileride durur. Eski Arap ve İslam gökbilimcileri bu yolu 28 eşit parçaya bölmüş ve her parçaya, içinde ya da yakınında bulunan parlak yıldızlardan gelen bir ad vermiştir. Bu parçalara menâzil-i kamer, yani “Ay'ın konakları” denir. Ay her gece bu konaklardan birinde konaklayan bir yolcu gibi düşünülmüştür.

Doğum saatini ve yerini girdiğinde araç, doğduğun anda Ay'ın burç kuşağındaki konumunu hesaplar ve hangi konakta bulunduğunu söyler. Konakların ayrıntılı anlamlarını, işaret yıldızlarını ve Ay'ın şu anda hangi konakta olduğunu gösteren çarkı Rûznâme nedir? yazımızda bulabilirsin.

#KonakAnlamıBaşladığı yer
1Şeratânİki işaretKoç 0°
2ButaynKüçük karınKoç 12°51′
3SüreyyâÜlker; “küçük çokluk”Koç 25°43′
4DebarânTakip edenBoğa 8°34′
5Hak'aBeyaz lekeBoğa 21°26′
6Hen'aDamga, izİkizler 4°17′
7Zirâ'Dirsek, kolİkizler 17°09′
8NesreAralık, burunYengeç 0°
9TarfBakış, gözYengeç 12°51′
10CebheAlınYengeç 25°43′
11ZübreYeleAslan 8°34′
12SarfeDeğiştiren, döndürenAslan 21°26′
13AvvâHavlayanBaşak 4°17′
14SimâkSilahsız (es-Simâkü'l-a'zel)Başak 17°09′
15GafrÖrtüTerazi 0°
16ZübânâKıskaçlarTerazi 12°51′
17İklîlTaçTerazi 25°43′
18KalbKalpAkrep 8°34′
19Şevleİğne, kuyruk ucuAkrep 21°26′
20NeâimDevekuşlarıYay 4°17′
21BeldeŞehir, yurtYay 17°09′
22Sa'dü'z-ZâbihKurban edenin talihiOğlak 0°
23Sa'dü Bula'Yutanın talihiOğlak 12°51′
24Sa'dü's-SuûdTalihlerin talihiOğlak 25°43′
25Sa'dü'l-AhbiyeGizlilerin talihiKova 8°34′
26Fergu'l-MukaddemÖn kova ağzıKova 21°26′
27Fergu'l-MuahharArka kova ağzıBalık 4°17′
28Batnü'l-HûtBalığın karnıBalık 17°09′

Hicri Ayların Adları

Araç sonucunda doğduğun günün hicri ay adını da gösterir. On iki hicri ayın her birinin kendine özgü bir adı ve anlamı vardır; Osmanlı belgelerinde ve eski aile kayıtlarında bu adlar sık sık kısaltılarak yazılırdı.

#AyKısaca
1MuharremHicri yılın ilk ayı. Adı “dokunulmaz, haram kılınmış” anlamına gelir; eski Arap geleneğinde savaşın yasak olduğu aylardandır. Aşure bu ayın onuncu günüdür.
2Saferİkinci ay. Halk arasında uzun süre uğursuz sayılmış, “Safer'in sonu” ve “Safer'in kötülüğünden korunmak” için dualar edilmiştir.
3RebîülevvelÜçüncü ay. Adı “ilk bahar” demektir. Mevlid Kandili bu ayın on ikinci gecesidir.
4RebîülâhirDördüncü ay. “Son bahar” anlamına gelir; Rebîülevvel'in ardından gelen ikinci bahar ayıdır.
5CemâziyelevvelBeşinci ay. Adının “kuraklığın, donmanın ilk ayı” anlamına geldiği düşünülür.
6CemâziyelâhirAltıncı ay. Cemâziyelevvel'in ardından gelen “ikinci” ay.
7RecebYedinci ay. Haram aylardan biridir; Regaib ve Miraç kandilleri bu aydadır. Üç Aylar Receb ile başlar.
8ŞâbanSekizinci ay. Berat Kandili bu ayın on beşinci gecesidir.
9RamazanDokuzuncu ay. Oruç ayıdır; Kadir Gecesi bu aydadır. Ramazan'ın başlangıcı hilalin görülmesiyle belirlenirdi.
10ŞevvâlOnuncu ay. Ramazan Bayramı bu ayın ilk günüdür.
11ZilkâdeOn birinci ay. Haram aylardandır; adı “oturma, yerleşme ayı” anlamına gelir.
12ZilhicceOn ikinci ve son ay. Hac bu ayda yapılır; Kurban Bayramı bu ayın onuncu günüdür.

Miladi–Hicri Tarih Çevirici

Herhangi bir miladi tarihin hicri karşılığını ya da eski bir belgede gördüğün hicri tarihin miladi karşılığını buradan bulabilirsin. Hicri günün bir önceki akşam gün batımında başladığını unutma.

Tarih çevirici
Miladi → Hicri
Hicri → Miladi

Ailenle ve Arkadaşlarınla Karşılaştır

Ailende kimlerin Ay takviminin aynı gününde doğduğunu merak ediyor musun? Yukarıdaki araçla birinin doğum gününü hesapla, sonra burada bir isim vererek listeye ekle. Liste yalnızca kendi cihazında tutulur ve doğum tarihi değil, yalnızca Ay takvimindeki gün kaydedilir.

Ay takvimi aile listesi

Önce yukarıdaki araçla bir doğum gününü hesapla; sonra bu sonucu bir isimle listeye ekleyebilirsin.

Hicri Yaş ve Hicri Doğum Günü

Hicri yıl Güneş yılından yaklaşık 11 gün kısa olduğu için, aynı süre boyunca yaşanan hicri yılların sayısı biraz daha fazladır. 32 Güneş yılı yaklaşık 33 hicri yıla denk gelir. Bu yüzden 33 yaşındaki biri hicri takvime göre 34 yaşına girmiş olabilir; 65 yaşındaki biri ise yaklaşık 67 hicri yıl yaşamıştır.

Hicri doğum günü de her yıl başka bir miladi tarihe düşer. Araç, sonuç bölümünde önümüzdeki yıllardaki hicri doğum günlerini miladi tarihleriyle birlikte listeler. Bu tarihleri kendi küçük kutlamaların, bir dua ya da bir iyilik için hatırlatıcı olarak kullanabilirsin.

Hicri doğum gününün miladi takvimdeki yolculuğu yaklaşık 33 yılda bir tamamlanır. Yani yaklaşık 33 yaşına geldiğinde hicri doğum günün, doğduğun miladi tarihe yeniden çok yakın bir güne denk gelir. Bu yıl, iki takvimin sende yeniden buluştuğu yıldır.

Bu Araç Nasıl Hesaplıyor?

  1. Hicri tarih: Doğum tarihin, tarayıcının içindeki Ümmü'l-Kurâ takvimiyle hicri tarihe çevrilir. Tarayıcın bu takvimi desteklemiyorsa 30 yıllık aritmetik hicri takvim kullanılır.
  2. Doğum yeri: Yazdığın şehrin enlem ve boylamı ile saat dilimi bulunur. Yer yazılmazsa İstanbul esas alınır.
  3. Saat dilimi: Doğum saatin, o tarihte doğum yerinde geçerli olan resmî saatle (yaz saati uygulamaları dahil) evrensel saate çevrilir.
  4. Gün batımı: Doğduğun gün, doğum yerinde güneşin battığı an astronomik olarak hesaplanır. Doğumun gün batımından sonraysa hicri gün bir ileri alınır.
  5. Ay: Doğum anında Ay'ın evresi, aydınlık oranı, yaşı, burcu ve 28 konaktan hangisinde olduğu hesaplanır.
  6. Rûznâme: Bulunan hicri gün için rûznâmedeki söz, Türkçesi ve o günün bütün hükümleri gösterilir; bir önceki ve bir sonraki gün de yan yana verilir.

Bütün bu hesaplar senin cihazında, tarayıcının içinde yapılır. Doğum tarihin, saatin ve yerin hiçbir sunucuya gönderilmez. Paylaşım kartında da doğum tarihin yazmaz; yalnızca Ay takvimindeki günün görünür.

Sık Sorulan Sorular

Ay takviminde kaçıncı gün doğduğumu nasıl öğrenirim?

Bu sayfadaki araca doğum tarihini, biliyorsan doğum saatini ve doğum yerini yaz. Araç doğum tarihini hicri takvime çevirir, doğduğun yerde o akşam güneşin kaçta battığını hesaplar ve gün batımından sonra doğduysan seni bir sonraki hicri güne yerleştirir. Sonuçta Ay'ın kaçıncı gününde doğduğunu, o geceki Ay evresini ve rûznâmede o gün için yazılan sözü görürsün.

Hicri doğum tarihim nedir?

Hicri doğum tarihin, doğduğun günün Ay'a dayanan hicri takvimdeki karşılığıdır; örneğin 23 Nisan 1990 günü hicri takvimde 27 Ramazan 1410'a denk gelir. Gün, ay ve yıl bu takvimde Güneş takviminden farklı işlediği için hicri doğum günün her yıl yaklaşık 11 gün erken gelir.

Akşam doğduysam hangi gün sayılır?

Hicri takvimde gün gece yarısında değil, gün batımında başlar. Bu yüzden akşam güneş battıktan sonra doğduysan, doğumun hicri takvimde bir sonraki güne sayılır. Araç, doğduğun yerin o günkü gün batımı saatini hesaplayarak bunu kendiliğinden yapar.

Doğum saatimi bilmiyorsam ne olur?

“Saatimi bilmiyorum” kutusunu işaretle. Sana gündüz mü akşam mı doğduğunu sorarız; bunu da bilmiyorsan araç iki ihtimali birlikte gösterir: gün batımından önce doğduysan bir gün, sonra doğduysan ertesi gün. İki günün sözünü de okuyabilirsin.

Sonuç neden bazı takvimlerden bir gün farklı çıkabiliyor?

Hicri ayın ne zaman başladığı, hilalin gözle görülmesine ya da farklı hesap ölçütlerine bağlıdır. Bu araç Suudi Arabistan'ın resmî Ümmü'l-Kurâ takvimini kullanır; Türkiye'deki takvimler başka bir hesap ölçütü kullandığı için bazı aylar bir gün önce ya da sonra başlayabilir. Bu yüzden sonuçta bir önceki ve bir sonraki günü de gösteriyoruz.

Rûznâme nedir?

Rûznâme Farsça “gün” anlamına gelen rûz ile “yazı, kitap” anlamına gelen nâme kelimelerinden oluşur. Osmanlı ve İslam dünyasında hem takvim anlamında kullanılmış hem de ayın her gününün uğurlu ya da uğursuz olduğunu, o gün hangi işlerin yapılıp yapılmayacağını anlatan metinlere ad olmuştur. Bu sayfadaki sözler böyle bir rûznâmeden alınmıştır.

Rûznâmede “oğlan doğsa” yazıyor; kız çocukları için de geçerli mi?

Metin yazıldığı dönemin alışkanlığıyla çoğu günde “oğlan doğsa” diye başlar; ama 2. ve 15. günlerde açıkça “oğlan ve kız” ya da “oğul, kız” der. Bu metinlerde “oğlan” çoğu zaman genel olarak “doğan çocuk” yerine kullanılmıştır; bugün okurken sözü o gün doğan herkes için okumak metnin ruhuna uygundur.

“Ola” ne demek, beddua mı?

Hayır. “Ola”, eski Türkçede “olsun, olur” anlamına gelen istek kipidir; bir dileği, bir temenniyi anlatır. “Bahtlu ola” “bahtlı olsun, talihli olur” demektir. Aynı kip “yaşamaya” gibi olumsuz sözlerde de kullanılır; bu durumda “yaşamasın, yaşamaz” anlamına gelir.

Nahs bir günde doğdum; bu kötü bir şey mi?

Rûznâme her ayın 3, 5, 13, 16, 21, 24 ve 25. günlerini nahs, yani uğursuz sayar ve bu günlere sert sözler yazar. Bu sözler bir insanın karakterini belirlemek için değil, yüzyıllar önce günlere bir hâl yüklemek için yazılmış halk metinleridir. Metnin kendisi her günü “gaybı Allah bilür” diye bitirir; bu sayfada onları bir kehanet olarak değil, tarihî bir metin olarak sunuyoruz.

Ayın 30. gününde doğdum; hangi söz geçerli?

Hicri aylar 29 ya da 30 gün çeker. Rûznâme 29. günde biter ve 30. gün için ayrı bir hüküm yazmaz. Bu durumda 29. günün sözünü okuyabilirsin; ayrıca takvimler arasındaki olası bir günlük fark yüzünden ertesi ayın 1. gününe de bakmanı öneririz.

Hicri doğum günüm neden her yıl değişiyor?

Hicri yıl 12 kameri aydan oluşur ve yaklaşık 354 gün sürer; Güneş yılı ise yaklaşık 365 gündür. Bu 11 günlük fark yüzünden hicri doğum günün her yıl Güneş takviminde yaklaşık 11 gün geriye kayar ve yaklaşık 33 yılda bir yılın bütün mevsimlerini dolaşıp aynı tarihe yakın bir güne döner.

Hicri yaş nedir?

Hicri yaş, doğduğun günden bu yana kaç hicri yıl geçtiğidir. Hicri yıl daha kısa olduğu için hicri yaş Güneş takvimine göre yaşından biraz büyüktür: 33 yaşına giren biri yaklaşık 34 hicri yıl yaşamış olur.

Ay'ın konağı (menzil) nedir?

Ay, gökyüzündeki yolculuğunu yaklaşık 27,3 günde tamamlar. Eski gökbilimciler bu yolu 28 eşit parçaya bölmüş ve her birine bir ad vermiştir; Ay her gece bu “konaklardan” birinde durur gibi görünür. Araç, doğduğun anda Ay'ın hangi konakta olduğunu da hesaplar.

Doğum bilgilerim kaydediliyor mu?

Hayır. Bütün hesaplar senin tarayıcında yapılır; doğum tarihin, saatin ve yerin hiçbir sunucuya gönderilmez ve kaydedilmez. Yalnızca doğum yerinin koordinatını bulmak için yazdığın şehir adı bir konum servisine sorulur. Aile listesine eklediğin isimler ve günler de yalnızca kendi cihazında tutulur.

Doğum tarihin kimliğinde yazar; Ay takvimindeki doğum günün ise gökyüzünde. O gece Ay'ın nasıl göründüğünü, eski bir rûznâmenin o gün doğan için ne yazdığını öğrenmek, kendi hikâyene yüzyıllık bir pencereden bakmak gibidir. Bu sözleri bir kehanet olarak değil, atalarımızın günlere yüklediği anlamların bir hatırası olarak oku.

Doğduğun anın gökyüzünün tamamını gör

Ay takvimi doğum gününün yalnızca bir parçası. Doğum haritanda Güneş'in, Ay'ın ve bütün gezegenlerin yerini ücretsiz hesapla.

Doğum haritamı hesapla
İlgili İçerikler

Astro Yuvam içerikleri öz-farkındalık ve rehberlik amaçlıdır. Rûznâme sözleri tarihî bir metnin aktarımıdır; bir kehanet ya da karakter değerlendirmesi değildir.

Hicri tarih tarayıcıdaki Ümmü'l-Kurâ takvimiyle (desteklenmezse aritmetik hicri takvimle), gün batımı ve Ay'ın konumu astronomik hesaplarla tarayıcında hesaplanır. Rûznâme sözleri, “Hazâ Kitâb-ı Sultân Mahmûd” başlıklı mensur rûznâme nüshasının Latin harfli aktarımından alınmıştır.

← Tüm yazılar: Yıldız Günlüğü