Yıldız Günlüğü · Hesaplama
Doğduğun Gün Ay Takviminde Kaçıncı Gündü? Hicri Doğum Günü Hesaplama
Doğum gününü hepimiz biliriz; ama o gün gökyüzündeki Ay'ın takviminde kaçıncı gündü? Hicri takvimde her ay yeni hilalle başlar ve gün akşam gün batımında değişir. Aşağıya doğum tarihini yaz; Ay'ın kaçıncı gününde doğduğunu, o geceki Ay'ı ve eski bir Osmanlı rûznâmesinde o gün doğan için yazılmış sözü kendi diliyle ve Türkçesiyle oku.
Yalnızca doğum tarihiyle de hesaplanır. Saat ve yer eklersen gün batımı kuralı tam olarak uygulanır, o anki Ay evresi ve Ay'ın konağı da hesaplanır. Bilgilerin hiçbir yere gönderilmez ve kaydedilmez.
İçindekiler
- Ay takvimindeki doğum gününü hesapla
- Ay takviminde kaçıncı gün doğdun ne demek?
- Hicri takvim nasıl işler?
- Gün akşam başlar: gün batımı kuralı
- Neden bazen bir gün fark çıkar?
- Bu sözler nereden geliyor? Rûznâme
- “Ola”, “oğlan doğsa” ve eski kelimeler
- 29 günün haritası
- Uğurlu ve uğursuz günler tablosu
- Ay'ın 29 günü: her gün ayrı ayrı
- Hicri güne göre Ay evreleri
- Doğduğun gece Ay hangi konaktaydı?
- Hicri ayların adları
- Miladi–hicri tarih çevirici
- Ailenle ve arkadaşlarınla karşılaştır
- Hicri yaş ve hicri doğum günü
- Bu araç nasıl hesaplıyor?
- Sık sorulan sorular
Ay Takviminde Kaçıncı Gün Doğdun Ne Demek?
Doğum tarihin Güneş'e dayanan miladi takvimde bir gündür; aynı gün Ay'a dayanan hicri takvimde başka bir tarihe denk gelir. “Ay takviminde kaçıncı gün doğdun?” sorusu, doğduğun gün hicri ayın kaçıncı günü olduğunu sorar. Bu sayı 1 ile 30 arasındadır ve aynı zamanda doğduğun gece gökyüzündeki Ay'ın ne kadar büyüdüğünü ya da küçüldüğünü anlatır.
Kimliğimizde yazan doğum tarihi, Güneş'in çevresindeki yolculuğumuza göre düzenlenmiş bir takvimden gelir. Ama insanlık tarihinin büyük bölümünde günleri saymak için ilk bakılan saat Ay'dı. Ay her gece biraz değişir; ince bir hilalden dolunaya, oradan yeniden incecik bir yaya döner. Bu değişim o kadar düzenlidir ki pek çok eski takvim ayı doğrudan bu döngüye göre saymıştır. Bugün de dünyada milyonlarca insanın dinî günlerini belirleyen hicri takvim, Ay'ın bu döngüsüne dayanır.
Hicri takvimde her ay, yeni Ay'dan sonra batı ufkunda ilk hilalin göründüğü akşam başlar. O akşam ayın birinci günüdür. Ondan sonraki her akşam bir gün daha eklenir; on dört ya da on beşinci gece Ay dolunay olur, ayın sonuna doğru ise sabah göğünde incelerek kaybolur. Bu yüzden hicri ayın kaçıncı gününde doğduğunu bilmek, doğduğun gece Ay'ın gökyüzünde nasıl göründüğünü de büyük ölçüde söyler.
Çoğumuz bu sayıyı bilmeyiz; çünkü doğum belgelerimizde yalnızca miladi tarih yazar. Oysa Osmanlı döneminde bir çocuğun doğumu çoğu zaman hicri tarihle kayda geçer, ailenin eski defterlerine ya da evdeki Kur'an'ın boş sayfalarına “şu ayın şu gecesi doğdu” diye not edilirdi. Bu sayfadaki araç, bu kaybolmuş bilgiyi geri getirir: miladi doğum tarihini alır ve senin Ay takvimindeki doğum gününü bulur.
Birkaç örnek, aynı sayının miladi tarihle hiçbir ilgisi olmadığını gösterir. Aşağıdaki tarihlerin hicri karşılıkları gündüz doğanlara göredir; akşam gün batımından sonra doğanlar için bir gün eklenir:
| Miladi tarih | Hicri karşılığı (gündüz) | Ay'ın kaçıncı günü? |
|---|---|---|
| 21 Mart 1975 | 8 Rebîülevvel 1395 | 8. gün |
| 10 Kasım 1983 | 5 Safer 1404 | 5. gün |
| 23 Nisan 1990 | 27 Ramazan 1410 | 27. gün |
| 30 Ağustos 1994 | 22 Rebîülevvel 1415 | 22. gün |
| 31 Aralık 1999 | 23 Ramazan 1420 | 23. gün |
| 19 Mayıs 2003 | 18 Rebîülevvel 1424 | 18. gün |
| 1 Eylül 2008 | 1 Ramazan 1429 | 1. gün |
| 1 Ocak 2015 | 10 Rebîülevvel 1436 | 10. gün |
Hicri Takvim Nasıl İşler?
Hicri takvim, adını Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicretinden alır. Takvimin başlangıcı, hicretin gerçekleştiği yılın ilk ayı olan Muharrem'in birinci günüdür; bu gün Jülyen takvimiyle 16 Temmuz 622'ye denk gelir. Takvimin bu başlangıçla kullanılmaya başlanması Hz. Ömer'in halifeliği dönemindedir.
Bu takvimin temel birimi Ay'ın evreleridir. Ay bir yeni Ay'dan ötekine ortalama 29 gün 12 saat 44 dakikada döner. Bu yüzden hicri aylar ya 29 ya da 30 gün çeker ve hiçbir ay sabit uzunlukta değildir. On iki ay bir araya geldiğinde hicri yıl 354 ya da 355 gün sürer. Güneş yılı ise yaklaşık 365,24 gündür; aradaki yaklaşık 11 günlük fark, hicri takvimi Güneş takviminin içinde sürekli geriye kaydırır.
Bu kaymanın sonucunu hepimiz biliriz: Ramazan her yıl bir önceki yıldan yaklaşık 11 gün erken başlar. Kimi yıllar kış günlerine, kimi yıllar uzun yaz günlerine denk gelir. Yaklaşık 33 yılda bir Ramazan yılın bütün mevsimlerini dolaşıp yeniden aynı döneme döner. Aynı kural senin hicri doğum günün için de geçerlidir: hicri doğum günün her yıl miladi takvimde yaklaşık 11 gün erken gelir.
Hicri takvimde ayın başlangıcı iki yolla belirlenir. Geleneksel yol, yeni hilalin akşam gözle görülmesidir: hilal görülürse ertesi gün yeni ayın birinci günüdür; görülmezse içinde bulunulan ay 30 güne tamamlanır. Diğer yol hesaptır: Ay'ın Güneş'le kavuşumu, gün batımında Ay'ın ufuktan yüksekliği ve Güneş'ten açısal uzaklığı gibi ölçütlerle ayın başı önceden hesaplanır. Bugün pek çok ülkenin resmî takvimi bu tür hesaplara dayanır.
Osmanlı Devleti'nde hicri takvim uzun yüzyıllar boyunca resmî ve dinî hayatın takvimiydi. 1840'tan itibaren mali işler için Güneş yılına dayanan Rumi takvim de kullanılmaya başlandı; resmî belgelerde çoğu zaman iki tarih birlikte yazıldı. 1 Ocak 1926'dan itibaren ise Türkiye'de resmî takvim olarak miladi takvim kabul edildi. Hicri takvim bugün Türkiye'de dinî günlerin, kandillerin ve bayramların belirlenmesinde kullanılmaya devam ediyor.
Gün Akşam Başlar: Gün Batımı Kuralı
Hicri takvimde yeni gün gece yarısında değil, akşam güneş battığında başlar. Akşam güneş battıktan sonra doğan biri, miladi takvimde hâlâ aynı gündeyken hicri takvimde bir sonraki gündedir.
Ay takvimine dayanan takvimlerde günün akşam başlaması çok doğaldır: yeni ay, akşam batı ufkunda görülen ilk hilalle başlar; dolayısıyla ayın her günü de akşamla açılır. Kandil gecelerinin bir akşam önce kutlanması da bundandır: Kadir Gecesi ya da Mevlid Kandili, ertesi günün gecesi olarak bir önceki akşam başlar.
Bu yüzden doğum saatin ve doğduğun yer, Ay takvimindeki doğum gününü değiştirebilir. Örneğin Ankara'da kışın güneş 17:00 civarında, yazın ise 20:00'den sonra batar. Aynı saat 19:00'da doğan iki kişiden biri kışın doğduysa hicri takvimde ertesi güne, yazın doğduysa aynı güne düşebilir. Araç bu yüzden doğum yerinin koordinatlarını bulur ve doğduğun günün gün batımı saatini astronomik olarak hesaplar.
Osmanlı'nın akşamla başlayan saati: ezânî saat
Günü akşamla başlatan anlayış Osmanlı'da saatlere de yansımıştı. Halk arasında “alaturka” ya da “ezânî” saat denilen sistemde, güneşin battığı an saat 12 kabul edilirdi. Saatler her akşam gün batımında yeniden 12'ye ayarlanır, gece ve gündüz saatleri bu andan itibaren sayılırdı. Camilerin yanında kurulan muvakkithanelerde görevli muvakkitler, güneşin hareketini izleyerek vakitleri ve saat ayarını belirlerdi.
Bu yüzden eski bir belgede “gecenin saat ikisinde doğdu” yazıyorsa bu, gün batımından iki saat sonra demektir. Doğum saatini girersen, araç doğum saatini bu ezânî saate de çevirir; büyükannenin büyükannesi seni hangi saatte doğmuş diye anardı, onu da görürsün. Türkiye'de ezânî saatten bugünkü saate geçiş de 1 Ocak 1926'da miladi takvimle birlikte gerçekleşti.
Neden Bazen Bir Gün Fark Çıkar?
Hicri bir tarihin miladi karşılığı her zaman herkes için aynı değildir. Bunun nedeni, ayın başının hilalin görülmesine ya da farklı hesap ölçütlerine bağlı olmasıdır. Aynı akşam hilal bir ülkede görülür, başka bir ülkede görülmez; bir takvim hesap ölçütünü biraz daha sıkı, öteki biraz daha gevşek tutar. Sonuçta aynı hicri ay bir yerde bir gün önce başlar.
Bu araç, tarayıcıların içinde hazır bulunan Ümmü'l-Kurâ takvimini kullanır. Ümmü'l-Kurâ, Suudi Arabistan'ın resmî takvimidir ve ay başlarını Mekke için yapılan astronomik hesaplara göre belirler. Türkiye'de kullanılan takvimler ise 1978'de İstanbul'da düzenlenen uluslararası hilal konferansında benimsenen ölçütlere dayanır: gün batımında Ay'ın ufuktan belirli bir yükseklikte ve Güneş'ten belirli bir açıyla uzakta bulunması gerekir. Bu iki yaklaşım çoğu ay aynı sonucu verir; bazı aylarda ise bir gün fark oluşur.
Geçmişe gidildikçe bu fark biraz daha belirginleşebilir. 1900'lerin başındaki bir doğum tarihi için, o dönemde hilalin nerede ve ne zaman görüldüğü bugün kesin olarak bilinemez. Bu yüzden araç her sonucun yanında bir önceki ve bir sonraki günü de gösterir. Ailende eski bir hicri kayıt varsa, örneğin bir dedenin “Receb'in on yedisinde doğdu” notu, o kaydı esas almak en doğrusudur.
- Ümmü'l-Kurâ takvimi: Mekke için astronomik hesap; bu aracın varsayılan takvimi.
- Türkiye takvimi: hilalin görülebilirliğine dair hesap ölçütleri; bazı aylarda bir gün önce ya da sonra başlar.
- Aritmetik (tablolu) hicri takvim: 30 yıllık sabit bir döngüye göre hesaplanır; tarayıcı Ümmü'l-Kurâ takvimini desteklemezse araç bunu kullanır.
- Hilalin gözle görülmesi: geleneksel yöntem; ayın başı hava koşullarına ve gözlem yerine göre değişebilir.
Bu Sözler Nereden Geliyor? Rûznâme
Bu sayfadaki sözler, “Hazâ Kitâb-ı Sultân Mahmûd” başlığını taşıyan, düzyazıyla yazılmış yedi varaklık eski bir Türkçe rûznâme nüshasından alınmıştır. Metin, hicri ayın 1. gününden 29. gününe kadar her günün uğurlu ya da uğursuz olduğunu, o gün hangi işlerin yapılacağını ve o gün doğan çocuğun nasıl biri olacağını anlatır.
Rûznâme kelimesi Farsça rûz (gün) ve nâme (yazı, mektup, kitap) kelimelerinden oluşur ve kelime anlamıyla “günlerin kitabı” demektir. Osmanlı'da bu kelime hem yıllık takvimler için hem de ayın, haftanın ya da yılın günlerine uğur ve uğursuzluk yükleyen metinler için kullanılmıştır. Bu ikinci türdeki metinler halk arasında çok sevilmiş, defalarca kopyalanmış, mecmualara ve cönklere yazılmıştır.
Kaynağımız olan nüsha, başlığındaki ifadeyle bir Sultan Mahmud'a ithaf edilmiş ya da nispet edilmiştir. Bu Sultan Mahmud'un, Osmanlı padişahlarından biri değil, 11. yüzyılda yaşamış Gazneli Mahmud olduğu düşünülür; rûznâmelerin bu tür ünlü hükümdarlara bağlanması, metne itibar kazandırmak için sık başvurulan bir yoldu. Metnin dili sade bir Osmanlı Türkçesidir ve her gün aynı düzenle anlatılır: önce o güne bağlanan bir olay, sonra yapılacak ve kaçınılacak işler, sonra hastalık ve rüya hükümleri ve çoğu zaman o gün doğan çocuk için bir söz.
Metin, ayın yedi gününü açıkça nahs, yani uğursuz sayar: 3, 5, 13, 16, 21, 24 ve 25. günler. Bu günlerin adlandırılmasında Kur'an'daki “eyyâm-ı nahisât” (uğursuz günler) ifadesinin izi vardır; Fussilet sûresinin 16. âyetinde Âd kavmine gönderilen fırtınanın “uğursuz günlerde” estiği anlatılır. Rûznâmeler bu kavramı alıp ayın belirli günlerine yerleştirmiştir. Metnin geri kalan günleri ise sa'd, yani uğurlu günlerdir; 23. gün ise hem uğurlu hem uyarılı bir gün olarak anlatılır.
Rûznâmenin ayrıntılı tarihini, Babil'den Osmanlı sarayına uzanan uğurlu gün geleneğini, müneccimbaşının eşref saat hesaplarını ve Ay'ın 28 konağını Rûznâme nedir? yazımızda anlattık.
“Ola”, “Oğlan Doğsa” ve Eski Kelimeler
Rûznâmenin sözlerini ilk okuyuşta en çok dikkat çeken şey, cümlelerin hemen hepsinin “ola” diye bitmesidir. Ola, eski Türkçede “olsun, olur” anlamına gelen istek kipidir. Bugün “hayırlı ola”, “geçmiş ola”, “kolay gele” gibi kalıplarda hâlâ yaşar. Yani “bahtlu ola” sözü bir emir ya da beddua değil, bir dilektir: “bahtlı olsun, talihli olur.” Aynı kip olumsuz biçimde de kullanılır: “yaşamaya” “yaşamasın, yaşamaz” demektir.
İkinci dikkat çeken şey, sözlerin çoğunun “oğlan doğsa” diye başlamasıdır. Bu, metnin yazıldığı dönemin dil alışkanlığıdır; doğan çocuktan söz ederken genel olarak “oğlan” denmesi yaygındı. Metin 2. günde “oğlan ve kız doğsa”, 15. günde de “oğul, kız doğsa” diyerek kız çocuklarını açıkça anar. Bugün bu sözleri okurken onları o gün doğan herkes için okumak, metnin ruhuna uygundur.
Sözlerde bugün az kullandığımız ya da anlamı değişmiş pek çok kelime geçer. Her günün bölümünde bu kelimelerin anlamlarını tek tek verdik. En sık tekrar edenler şunlardır:
- Kademi mübârek: “ayağı mübarek”, yani uğurlu ayaklı; geldiği yere bereket getiren. Rûznâmede altı ayrı günde geçer.
- Devletlü: eski dilde devlet aynı zamanda baht ve saadet demektir; talihli, saygın, sözü geçen.
- Bahtlu: bahtlı, talihli.
- Âlim, âkıl, kâmil: bilgili, akıllı, olgun.
- Zâhid: dünya hırsından uzak, sade yaşayan.
- Fâsık: doğru yoldan çıkmış; rûznâmenin nahs günlerinde sık kullandığı sert bir kelime.
29 Günün Haritası
Aşağıdaki her kutu hicri ayın bir gününü ve o gün Ay'ın tipik görünüşünü gösterir. Bir güne dokun ya da kaydırıcıyı sürükle; o günün rûznâmedeki sözünü ve Türkçesini gör. Altın çerçeveli günler uğurlu, kırmızımsı çerçeveli günler rûznâmenin nahs saydığı günlerdir.
Uğurlu ve Uğursuz Günler Tablosu
Rûznâmenin 29 günü için yazdığı doğum sözleri tek tabloda. Günün numarasına dokunarak o günün ayrıntılı bölümüne geçebilirsin. Sözler kaynaktaki yazılışıyla, Latin harflerine aktarılmış biçimiyle verilmiştir.
| Gün | Hâli | Bu günde doğan için yazılan söz |
|---|---|---|
| 1 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa zeyrek ve bahtlu ola. |
| 2 | Sa'd · uğurlu gün | Ammâ oğlan ve kız doğsa yaşı uzun ola. |
| 3 | Nahs · dikkat günü | Oğlan doğsa fâsık, yalancı ve kezzâb ola. |
| 4 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa kademi mübârek ola ve sâhib-i hüner ola. |
| 5 | Nahs · dikkat günü | Oğlan doğsa Kâbil'iñ ve Fir'avn'uñ huyun tuta ve ömri kısa ola. |
| 6 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa mün'im ve şâd-mân ola. |
| 7 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa âbid ve zâhid ola ve du'âsı kabul ola. |
| 8 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa devletlü ola. Anaya, ataya müşfik ola ve yaraşık ola. |
| 9 | Hüküm yazılmamış | Hüküm yazılmamış |
| 10 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa âkıl ola, sayru olsa tiz şifâ bula. |
| 11 | Sa'd · uğurlu gün | Eger oğlan doğsa âlim ve âkıl ola ve kâmil ola ve sözi mevzûn ve kutlu ola. |
| 12 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa kademi mübârek ola. |
| 13 | Nahs · dikkat günü | Oğlan doğsa münâfık ola. |
| 14 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa 'âlim ve müneccim ve zâhid ola. |
| 15 | Sa'd · uğurlu gün | Oğul, kız doğsa devletlü ola. |
| 16 | Nahs · dikkat günü | Oğlan doğsa yalancı ola ve fâsık ola ve hâ'in ola. |
| 17 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa râst ola ve ercümend ola. |
| 18 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa 'âlim ve zâhid ola, hıredmend ola, şerri az ola, düşmeni dost ola. |
| 19 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa kademi mübârek ola, 'ömri uzun ola. |
| 20 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa şâ'ir ola. |
| 21 | Nahs · dikkat günü | Oğlan doğsa yaşamaya. |
| 22 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa bahtlu ola ve esbab çok olup kendü kavmine hâkim ola, hükmi yürüye. |
| 23 | Uğurlu ama uyarılı | Oğlan doğsa kademi mübârek ola. |
| 24 | Nahs · dikkat günü | Oğlan doğsa dili uzun ola, gâyetle yavuz ola. |
| 25 | Nahs · dikkat günü | Oğlan doğsa yaşamaya. |
| 26 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa kademi mübârek ola, 'ömri uzun ola, sözi geçer ola. |
| 27 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa devletlüdür. |
| 28 | Sa'd · uğurlu gün | Bu günde oğlan doğsa hayırludur. |
| 29 | Sa'd · uğurlu gün | Oğlan doğsa kademi mübârek ola. |
Tabloda dikkat çeken bir düzen vardır: uğurlu günlerin sözleri çoğunlukla “kademi mübârek”, “devletlü”, “âlim” ve “uzun ömür” temaları etrafında döner; nahs günlerin sözleri ise “fâsık”, “yalancı” ve “yaşamaya” gibi ağır kelimelerde toplanır. Bu, rûznâmelerin bir kalıp dağarcığıyla çalıştığını gösterir: metin her güne sıfırdan bir söz yazmaz, ortak bir kelime hazinesinden günün hâline uygun olanı seçer.
Ay'ın 29 Günü: Rûznâmede Her Gün
Bu bölümde rûznâmenin 29 gününü sırayla okuyabilirsin. Her günün başında, o gün doğan için yazılan söz kaynaktaki biçimiyle ve Türkçesiyle yer alır. Ardından sözdeki eski kelimelerin anlamları, metnin o güne bağladığı anlatı, o gün için verilen öğütler ve o gün gökyüzünde Ay'ın nasıl göründüğü gelir.
Ay'ın 1. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa zeyrek ve bahtlu ola.”
- zeyrek
- zeki, uyanık, çabuk kavrayan
- bahtlu
- bahtlı, talihli
- ola
- olsun, olur (eski dilde istek kipi)
Rûznâmenin ilk cümlesi bir başlangıç cümlesidir. Ayın birinci günü, gökte hilalin ilk kez göründüğü akşamla açılır; metin de bu günü yaratılışla, yani her şeyin başıyla ilişkilendirir. Bu günde doğana yazılan iki kelime de bu başlangıç duygusunu taşır: zeyrek ve bahtlu.
Zeyrek, eski Türkçede zekâsı çabuk işleyen, gözü açık, uyanık insan için kullanılır. Bugün de Anadolu'nun bazı yerlerinde “zeyrek çocuk” denildiğinde akıllı ve hazırcevap bir çocuk kastedilir. Bahtlu ise bahtı açık, talihli demektir. Rûznâme bu iki niteliği yan yana koyar: Ay'ın ilk gününde doğan, hem kavrayışı hem de şansı açık biridir.
Gökyüzü açısından bu günün en dikkat çekici yanı Ay'ın neredeyse hiç görünmemesidir. Hicri ayın birinci akşamında Ay, güneş battıktan kısa bir süre sonra batı ufkunda ince bir yay gibi belirir ve çok geçmeden o da batar. Eski takvimlerde ayı başlatan da bu ince hilalin görülmesiydi. Ayın birinci gününde doğanlar, Ay'ın yeni bir döngüye girdiği, ışığının en az olduğu bir gecenin çocuklarıdır.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin, ayın ilk gününü Hz. Âdem'in yaratıldığı gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Bir dilekte bulunmak ve nikâh kıymak hayırlı sayılır.
- Çalınan bir şeyin sahibi ortaya çıkar, kayıp bulunur.
- Hasta çabuk iyileşir.
- Kan aldırmaktan (hacamat) sakınılması, baş tıraşı olunmaması öğütlenir.
Gökyüzünde: Hilal (yeni Ay'ın ilk günleri). Akşam batı göğünde ince bir yay. Güneş battıktan kısa süre sonra batar.
Ay'ın 2. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Ammâ oğlan ve kız doğsa yaşı uzun ola.”
- ammâ
- ama, şimdi (söze geçiş)
- yaşı uzun ola
- ömrü uzun olsun, uzun yaşasın
İkinci gün, rûznâmede kız çocuklarının da açıkça anıldığı az sayıdaki günden biridir. Metnin büyük kısmı “oğlan doğsa” diye başlar; ikinci günde ise “oğlan ve kız doğsa” denir ve ikisine aynı dilek yazılır: uzun bir ömür.
Eski Türkçede “yaşı uzun ola” kalıbı bugünkü “ömrün uzun olsun” dileğinin karşılığıdır. Rûznâmede bu söz bir kehanet gibi değil, bir hayır duası gibi durur. Bu gün aynı zamanda metnin en çok işe izin verdiği günlerden biridir: yolculuk, ticaret, yeni elbise, hamam, nikâh ve dostlarla bir araya gelmek bu gün için uygun sayılır.
Gökte Ay ikinci akşamda biraz daha kalınlaşmış bir hilaldir ve güneş battıktan sonra ufukta biraz daha uzun kalır. Ay'ın ışığı her akşam artmaya başlar; rûznâmenin bu güne yüklediği bereket ve süreklilik dileği, büyümeye başlayan bu ışıkla da uyumludur.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin, ikinci günü Hz. Havva'nın yaratıldığı gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Yolculuğa çıkmak, alışveriş ve ticaret, yeni elbise giymek hayırlı sayılır.
- Büyüklerin huzuruna çıkmak, hamama gitmek, nikâh ve meclis kurmak uygun görülür.
- Hastalık dört günde geçer; uzarsa kaygı verir.
- Görülen rüya yedi gün içinde çıkar.
Gökyüzünde: Hilal (yeni Ay'ın ilk günleri). Akşam batı göğünde ince bir yay. Güneş battıktan kısa süre sonra batar.
Ay'ın 3. Günü
Nahs · dikkat günü“Oğlan doğsa fâsık, yalancı ve kezzâb ola.”
- fâsık
- doğru yoldan çıkmış, günaha düşkün
- kezzâb
- çok yalan söyleyen
- nahs
- uğursuz, dikkat edilmesi gereken gün
Üçüncü gün, rûznâmenin “nahs” dediği yedi günün ilkidir. Metin her ayın 3, 5, 13, 16, 21, 24 ve 25. günlerini uğursuz sayar ve bu günler için sert hükümler yazar. Üçüncü günde doğan için yazılan söz de bunlardandır.
Bu sözü bugün okurken bağlamını hatırlamak gerekir. Rûznâmeler bir insanın karakterini ölçen metinler değil, ayın her gününe bir “hâl” yükleyen halk metinleriydi. Bir günü nahs saymanın nedeni çoğu zaman o güne bağlanan bir felaket anlatısıydı; metin de üçüncü günü Lût kavminin helakiyle ve cennetten çıkarılışla ilişkilendirir. Doğan kişiye yazılan söz de bu karanlık anlatının gölgesinde kalır.
Gökyüzü ise bu güne başka bir resim çizer: Ay hâlâ ince bir hilaldir ama artık akşam göğünde rahatça seçilir ve her akşam biraz daha yükseğe çıkar. Rûznâmenin öğüdü de bir tür dikkat çağrısıdır: bu gün yeni işlere acele etmemek, beklemek ve gözlemek.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu günü Lût kavminin helak olduğu ve Âdem ile Havva'nın cennetten çıkarıldığı gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Hiçbir işe başlanmaması öğütlenir.
- Tıraş olmaktan ve kan aldırmaktan kaçınılması istenir.
- Hastalığa yakalananın durumu kaygı verir.
Gökyüzünde: Hilal (yeni Ay'ın ilk günleri). Akşam batı göğünde ince bir yay. Güneş battıktan kısa süre sonra batar.
Ay'ın 4. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa kademi mübârek ola ve sâhib-i hüner ola.”
- kadem
- ayak, adım
- kademi mübârek
- uğurlu ayaklı, girdiği yere bereket getiren
- sâhib-i hüner
- hüner sahibi, eli işe yatkın, maharetli
Dördüncü günün sözü, rûznâmenin en sevilen kalıplarından birini içerir: kademi mübârek. Kelime kelime “ayağı mübarek” demektir; Türkçede bugün de “ayağı uğurlu geldi” diye söylediğimiz şeyin eski karşılığıdır. Bir eve, bir işe ya da bir ailenin hayatına girdiğinde oraya bereket ve iyilik getiren kişi için kullanılır.
Sözün ikinci yarısı da aynı ölçüde değerlidir: sâhib-i hüner. Osmanlı dilinde hüner, sanat ve maharet demekti; elinden iş gelen, bir zanaatı ustalıkla yapan kişiye “hüner sahibi” denirdi. Rûznâme bu iki niteliği birlikte verir: hem geldiği yere uğur getiren hem de elinden iş gelen biri.
Ay dördüncü akşamında artık belirgin, kalın bir hilaldir. Güneş battığında batı göğünde epey yüksekte durur ve gecenin ilk saatlerini aydınlatır. Rûznâme bu günü alışveriş ve dilekler için hayırlı sayar ama yolculuk için uygun görmez; bu yüzden dördüncü gün, olduğun yerde iş kurmanın ve üretmenin günü gibi okunur.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Bir dilekte bulunmak, ticaret ve alışveriş hayırlı sayılır.
- Yolculuğa çıkmak uygun görülmez.
- Hamama gitmenin talihi açtığı söylenir.
Gökyüzünde: Büyüyen hilal. Akşamları batı ve güneybatı göğünde belirgin bir hilal; gecenin ilk saatlerinde görünür.
Ay'ın 5. Günü
Nahs · dikkat günü“Oğlan doğsa Kâbil'iñ ve Fir'avn'uñ huyun tuta ve ömri kısa ola.”
- huyun tuta
- huyunu tutar, ona benzer
- ömri kısa ola
- ömrü kısa olur
Beşinci gün rûznâmenin ikinci nahs günüdür ve metnin en sert sözlerinden biri bu güne yazılmıştır. Metin bu günü kardeş katliyle, yani Kâbil'in Hâbil'i öldürmesiyle ilişkilendirir ve bu günde doğana da aynı karanlık gölgeyi düşürür.
Rûznâmeler bu tür sözleri tek tek insanlar için değil, günün kendisi için yazardı. Bir gün bir kez büyük bir kötülükle anıldıysa, metin o günün her ay tekrar eden “ağırlığını” vurgulamak için en uç örnekleri sıralardı. Bu yüzden beşinci günün sözü bir insanın kaderinden çok, metnin o güne yüklediği anlamı anlatır. Kaynağın kendisi de her günün sonunu “gaybı Allah bilür” diyerek, yani bilinmeyeni yalnızca Allah'ın bildiğini hatırlatarak kapatır.
Gökte Ay beşinci akşamda ilk dördüne yaklaşan, yarısından biraz azı aydınlık bir hilaldir. Rûznâmenin bu gün için öğüdü sakin kalmak, yeni bir şey başlatmamak ve gördüğün rüya için sadaka vermektir: yani dikkati içe çevirmek.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metne göre Kâbil bu günde doğmuş ve Hâbil'i öldürmüştür; Firavun, Nemrud ve Ebû Cehil'in de bu günde doğduğu yazılır.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Hiçbir işe başlanmaması öğütlenir.
- Kan aldırmak ve bağ bahçe dikmek uygun görülmez.
- Görülen rüya için sadaka verilmesi istenir.
- Hastalık uzun bir yatağa düşmek demektir.
Gökyüzünde: Büyüyen hilal. Akşamları batı ve güneybatı göğünde belirgin bir hilal; gecenin ilk saatlerinde görünür.
Ay'ın 6. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa mün'im ve şâd-mân ola.”
- mün'im
- nimet veren, iyilik eden, cömert
- şâd-mân
- sevinçli, gönlü şen, mutlu
Altıncı günün sözü, rûznâmenin en neşeli cümlelerinden biridir. Mün'im, “nimet veren” demektir; elindekini paylaşan, iyilik eden, sofrası açık insan için kullanılır. Şâd-mân ise Farsçadan gelen ve “gönlü şen, sevinçli” anlamına gelen bir kelimedir; bugün de “şad olmak” deyiminde yaşar.
Bu iki kelime yan yana geldiğinde ortaya çıkan insan, hem verdiği için sevinen hem de sevindiği için veren biridir. Rûznâme bu günü yolculuk, nikâh, ekin ve ticaret için de hayırlı sayar; yani altıncı gün metinde hem bereketin hem de neşenin günüdür.
Gökte Ay altıncı akşamında ilk dördüne çok yakındır; gün batımında güney göğünde yüksekte durur ve gece yarısına doğru batar. Işığı artık gecenin önemli bir kısmını aydınlatacak kadar güçlüdür. Büyüyen Ay'ın bu evresi, rûznâmedeki “nimet veren” sözcüğüyle de güzel bir uyum içindedir.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Yolculuk ve nikâh uğurlu sayılır.
- Ekin ekmek, bağ bahçe dikmek, büyükleri ziyaret etmek ve ticaret hayırlıdır.
- Hasta çabuk iyileşir.
- Baş yıkamak ve tıraş olmak uygun görülmez; görülen rüya on günde çıkar.
Gökyüzünde: Büyüyen hilal. Akşamları batı ve güneybatı göğünde belirgin bir hilal; gecenin ilk saatlerinde görünür.
Ay'ın 7. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa âbid ve zâhid ola ve du'âsı kabul ola.”
- âbid
- ibadet eden, kendini bir yola adayan
- zâhid
- dünya hırsından uzak, sade yaşayan
- du'âsı kabul ola
- duası kabul olur, dileği yerine gelir
Yedinci gün, rûznâmenin “dua günü” diye andığı gündür. Bu günde doğana yazılan söz de bu havayı taşır: âbid ve zâhid. Âbid kendini bir şeye adayan, zâhid ise dünya hırsından uzak, sade yaşayan kişidir. Söz “duası kabul ola” diye biter.
Bu sözü bugünün diliyle okuyunca ortaya çıkan insan, çok şey istemeyen ama istediğine bütün kalbiyle bağlanan biridir. Gösterişten uzak, kendi yolunda sessizce ilerleyen ve dileklerinin bir şekilde yolunu bulduğu insanlar için söylenmiş bir söz gibidir.
Ay yedinci gecede ilk dördün evresine gelir: diskin tam yarısı aydınlıktır. Gök gözlemcilerinin en sevdiği evrelerden biridir; çünkü aydınlık ile karanlığın sınırında Ay'ın kraterleri ve dağları en net bu evrede görünür. Rûznâme bu günü her işe başlamak için hayırlı sayar ama yolculuğa izin vermez; yani yedinci gün, olduğun yerde niyet etmenin ve başlamanın günüdür.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu günü duanın ve izzetin günü olarak niteler.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Her işe başlamak hayırlı sayılır; yolculuk ise uygun görülmez.
- Saç yıkamak ya da kestirmek uygun görülmez.
- Hastalık uzun sürer; görülen rüya yirmi gün içinde çıkar.
Gökyüzünde: İlk dördün. Diskin yarısı aydınlık. Gün batımında güney göğünde durur, gece yarısı batar.
Ay'ın 8. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa devletlü ola. Anaya, ataya müşfik ola ve yaraşık ola.”
- devletlü
- talihli, saygın, nüfuzlu (eski dilde devlet: baht, saadet)
- müşfik
- şefkatli, sevecen
- ana, ata
- anne, baba
- yaraşık
- yakışıklı, güzel, uygun
Sekizinci günün sözü rûznâmenin en uzun ve en sıcak cümlelerinden biridir. İlk kelime devletlüdür. Bugün “devlet” deyince aklımıza siyasi bir yapı gelir; eski dilde ise devlet aynı zamanda baht, talih ve itibar demekti. “Devletlü” de bahtı açık, saygın ve sözü geçen insan için kullanılırdı.
Söz bununla bitmez: anaya, ataya müşfik ola, yani annesine babasına karşı şefkatli olur. Sonra bir de yaraşık ola eklenir; yaraşık, eski Türkçede “yakışan, güzel, yakışıklı” anlamına gelir. Sekizinci günde doğana yazılan bu üç dilek, hem dışı hem içi güzel, ailesine bağlı ve talihi açık birini anlatır.
Gökte Ay ilk dördünü geçmiş, şişmeye başlamıştır. Gün batımında tam güneyde, yüksekte durur ve gecenin ilk yarısını aydınlatır. Rûznâme bu gün için kayıpların bulunacağını, hırsızın ortaya çıkacağını yazar; artan ışık, saklı olanın görünür hâle gelmesiyle de anlatılır.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Yolculuk zararlı sayılır; düşmana karşı yapılan bir savaşın başarılı olmayacağı yazılır.
- Alışveriş orta hâlli geçer.
- Kayıp bulunur, hırsız rezil olur.
- Hasta önce korkutur, sonra iyileşir; görülen rüya kırk gün içinde çıkar.
Gökyüzünde: İlk dördün. Diskin yarısı aydınlık. Gün batımında güney göğünde durur, gece yarısı batar.
Ay'ın 9. Günü
Hüküm yazılmamışRûznâme bu gün için hüküm yazmamıştır.
Dokuzuncu gün, rûznâmenin boş bıraktığı tek gündür. Bu nüshada dokuzuncu günün satırı boştur; müellifin ya da müstensihin bu günü atladığı düşünülür. Ancak dokuzuncu gün, metnin açıkça “nahs” dediği yedi gün arasında yer almaz; bu yüzden gelenek içinde uğurlu günlerden biri sayılır.
Bir el yazmasında boş kalmış bir satır, bugün bize bu metinlerin nasıl üretildiğini de hatırlatır. Rûznâmeler çoğu zaman başka metinlerden çevrilerek, kopyalanarak ve yeniden yazılarak çoğalırdı. Bir müstensihin atladığı bir satır, yüzyıllar sonra bir boşluk olarak karşımıza çıkar. Başka rûznâmelerde dokuzuncu güne başka hükümler yazılmış olabilir; bu sayfadaki bilgiler yalnızca bu tek nüshaya dayanır.
Gökte Ay dokuzuncu akşamda şişkin, yarısından fazlası aydınlık bir disktir. Güneş batarken doğu-güneydoğu göğünde yükselmiş olur ve gece yarısından sonraya kadar gökte kalır. Rûznâmenin sustuğu bu gün, gökyüzünün en sakin ve en aydınlık akşamlarından birine denk gelir.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin dokuzuncu gün için bir şey söylemez.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Nüshada bu günün satırı boş bırakılmıştır; müstensihin bu günü atladığı düşünülür.
- Dokuzuncu gün metnin saydığı yedi uğursuz gün arasında yer almadığı için dolaylı olarak uğurlu kabul edilir.
Gökyüzünde: Şişkin Ay (büyüyen). Yarısından fazlası aydınlık. Akşam doğu-güneydoğuda yükselmiştir, gece yarısından sonra batar.
Ay'ın 10. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa âkıl ola, sayru olsa tiz şifâ bula.”
- âkıl
- akıllı, aklı başında
- sayru
- hasta (eski Türkçe)
- tiz
- çabuk, hızlı
- şifâ bula
- şifa bulur, iyileşir
Onuncu günün sözü iki parçadan oluşur ve ikisi de hem akla hem bedene dair güzel bir dilektir. İlki âkıl ola: akıllı, aklı başında biri olur. İkincisi sayru olsa tiz şifâ bula: hastalansa bile çabuk iyileşir.
Sayru, eski Türkçede “hasta” demektir ve bugün artık kullanmadığımız güzel kelimelerden biridir. Tiz ise “çabuk” anlamına gelir; bugün daha çok “tiz ses” deyiminde yaşar. Rûznâme bu iki kelimeyle sağlam bir bünyeyi, zor zamanlardan çabuk toparlanan bir insanı anlatır.
Onuncu gün metnin en açık uğurlu günlerinden biridir: bu günde başlanan her işin hayırlı olacağı yazılır. Gökte Ay dolunaya dört beş gün kalmış, iyice şişmiştir ve gece yarısından sonraya kadar ışık verir. Ay'ın bu “güçlenen” hâli, sözün sağlamlık ve toparlanma temasıyla da örtüşür.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Yolculuk, dilekte bulunmak ve alım satım hayırlıdır; bu günde başlanan her işin hayırlı olacağı yazılır.
- Kayıp çabuk bulunur.
- Görülen rüya on yedi gün içinde hayra çıkar.
- Baş yıkamak ve saç kestirmek hoş karşılanır.
Gökyüzünde: Şişkin Ay (büyüyen). Yarısından fazlası aydınlık. Akşam doğu-güneydoğuda yükselmiştir, gece yarısından sonra batar.
Ay'ın 11. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Eger oğlan doğsa âlim ve âkıl ola ve kâmil ola ve sözi mevzûn ve kutlu ola.”
- âlim
- bilgili, ilim sahibi
- kâmil
- olgun, kemale ermiş
- mevzûn
- ölçülü, dengeli, yerinde
- kutlu
- uğurlu, kutsal, hayırlı
On birinci gün, rûznâmenin en çok övdüğü günlerden biridir ve bu günde doğana yazılan söz de metnin en zengin cümlelerinden biridir. Dört nitelik art arda sıralanır: âlim, âkıl, kâmil ve sözü mevzûn ve kutlu.
Âlim bilgili, âkıl akıllı, kâmil olgun demektir. Son söz ise özellikle güzeldir: sözi mevzûn ola. Mevzûn kelimesi, şiirde “vezinli, ölçülü” anlamında kullanılır; bir insanın sözü mevzûn ise ne fazla ne eksik konuşur, ağzından çıkan her cümle yerini bulur. Rûznâme buna bir de kutluyu ekler: bu kişinin sözü uğur getirir.
Gökte Ay dolunaya üç dört gün kala, gün batımında doğu göğünde yükselmiş, neredeyse yuvarlak bir disktir. Rûznâme bu günü nikâhtan mülk edinmeye kadar pek çok iş için hayırlı sayar ve bu günde yapılan her işin hayra çıkacağını yazar.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin on birinci günü Hz. Muhammed'in doğduğu gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Nikâh kıymak, hizmetçi almak, mal alıp satmak ve mülk edinmek hayırlıdır.
- Hastaya bakmak ve tedavi uygun görülür; kan aldırmak ise uygun görülmez.
- Bu günde yapılan her işin hayra çıkacağı söylenir.
- Görülen rüya üç gün içinde hayra çıkar; hastalık ise uzar.
Gökyüzünde: Şişkin Ay (büyüyen). Yarısından fazlası aydınlık. Akşam doğu-güneydoğuda yükselmiştir, gece yarısından sonra batar.
Ay'ın 12. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa kademi mübârek ola.”
- kademi mübârek
- uğurlu ayaklı, geldiği yere hayır getiren
On ikinci günün sözü kısadır ama rûznâmenin en sık kullandığı ve en sevilen kalıbını taşır: kademi mübârek ola. Metinde bu söz 4, 12, 19, 23, 26 ve 29. günlerde de geçer; yani rûznâme “uğurlu ayak” dileğini ayın farklı zamanlarına serpiştirmiştir.
Türkçede “ayağın uğurlu gelsin”, “ayağı uğurlu geldi” gibi sözler bu eski kalıbın bugüne kadar gelen izleridir. Yeni doğan bir bebeğin ardından eve gelen bereket, yeni gelinin ardından açılan bir kapı, yeni bir çalışanla birlikte büyüyen bir iş… Hepsi aynı inancın günlük dildeki karşılıklarıdır.
On ikinci gün aynı zamanda rûznâmenin “müjde günü”dür: müjdeli haber almak, büyüklerden istekte bulunmak ve ekin dikmek bu gün için hayırlı sayılır. Gökte Ay dolunaya iki üç gün uzaklıktadır ve geceyi neredeyse baştan sona aydınlatır.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin on ikinci günü Beytü'l-Makdis'in (Kudüs) ortaya çıktığı gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Nikâh kıymak, büyüklerden bir şey istemek ve onlarla oturmak hayırlıdır.
- Bağ bahçe ve ekin dikmek, müjdeli haber almak, baş yıkamak ve tıraş olmak uygun görülür.
- Hasta çabuk iyileşir; görülen rüya hidayet, mal ve bolluk getirir.
Gökyüzünde: Şişkin Ay (büyüyen). Yarısından fazlası aydınlık. Akşam doğu-güneydoğuda yükselmiştir, gece yarısından sonra batar.
Ay'ın 13. Günü
Nahs · dikkat günü“Oğlan doğsa münâfık ola.”
- münâfık
- iki yüzlü, içi dışı bir olmayan
On üçüncü gün, rûznâmenin üçüncü nahs günüdür. Bu güne yazılan söz tek kelimeden ibarettir ve serttir: münâfık, yani içi dışı bir olmayan, iki yüzlü.
Ancak bu günün hükümleri arasında rûznâmenin belki de en güzel öğüdü de yer alır: bu günde daima iyilik yapmak. Metin, uğursuz saydığı bir günde insana kötülükten uzak durmayı değil, bilinçli olarak iyilik yapmayı öğütler. Rûznâmelerin “nahs” günlere bakışı da çoğu zaman böyledir: korkudan çok, dikkat ve sadaka.
Gökyüzünde on üçüncü gün, dolunaya bir iki gün kala Ay'ın en parlak hâllerinden birine denk gelir. Ay gün batımında doğudan yükselir ve sabaha kadar gökte kalır. Rûznâmenin “karanlık” saydığı bu gün, gökyüzünün en aydınlık gecelerinden biridir.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin on üçüncü günü Firavun'un doğduğu gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Hiçbir işe başlanmaması öğütlenir; kan aldırmak özellikle sakıncalı sayılır.
- Hastalık korku verir; sadaka verilmesi istenir.
- Bu günde daima iyilik yapılması öğütlenir.
Gökyüzünde: Şişkin Ay (büyüyen). Yarısından fazlası aydınlık. Akşam doğu-güneydoğuda yükselmiştir, gece yarısından sonra batar.
Ay'ın 14. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa 'âlim ve müneccim ve zâhid ola.”
- âlim
- bilgili
- müneccim
- yıldız bilimiyle uğraşan, gökyüzünü okuyan kişi
- zâhid
- dünya hırsından uzak, sade yaşayan
On dördüncü gün, rûznâmenin gökyüzüyle en doğrudan bağ kurduğu gündür. Bu günde doğana yazılan söz üç nitelik sayar ve ortadaki kelime özellikle dikkat çekicidir: müneccim.
Müneccim, Osmanlı'da yıldız bilimiyle uğraşan, gökyüzünü gözleyip hesaplayan kişiydi. Sarayda müneccimbaşı denilen bir görevli bulunur, önemli işlerin vakti onun hesaplarına göre belirlenirdi. Rûznâme on dördüncü günde doğan için “müneccim ola” der; yani gökyüzünü okuyan, yıldızlardan anlayan biri olur. Hemen yanında âlim (bilgili) ve zâhid (dünya hırsından uzak) gelir.
Bu sözün on dördüncü güne yazılmış olması da tesadüf gibi durmaz: hicri ayın on dördüncü gecesi çoğu zaman dolunay gecesidir. Ay güneş batarken doğudan yükselir, bütün gece gökte kalır ve sabaha karşı batar. Gökyüzünü izlemek için en dolu, en parlak gecede doğan birine “müneccim ola” demek, rûznâmenin en şiirsel tesadüflerinden biridir.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Yolculuk, nikâh ve ticaret hayırlıdır.
- Hastalık beş güne kadar hafif geçer.
Gökyüzünde: Dolunay. Disk tamamen ya da neredeyse tamamen aydınlık. Gün batımında doğar, bütün gece gökte kalır.
Ay'ın 15. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğul, kız doğsa devletlü ola.”
- oğul, kız
- erkek ve kız çocuk
- devletlü
- talihli, saygın, nüfuzlu
On beşinci gün, rûznâmede kız çocuklarının açıkça anıldığı ikinci gündür. Söz kısa ve güçlüdür: oğul, kız doğsa devletlü ola. Bu günde doğan herkese, oğlan da kız da, aynı dilek yazılır.
Devletlü sekizinci günde de geçen ve eski dilde talih, saadet ve itibar anlamlarını birlikte taşıyan bir kelimedir. Osmanlı yazışmalarında üst makamdaki kişilere “devletlü” diye hitap edilirdi; kelime saygınlığı ve bahtı aynı anda anlatır.
On beşinci gün, ayın tam ortasıdır ve gökte Ay çoğu zaman dolunaydır ya da dolunayı yeni geçmiştir. Rûznâmenin bu güne inşaatı ve mülk almayı hayırlı saydığı görülür; ayın en dolu anında temel atmak, ev almak, kalıcı bir şey kurmak uygun bulunur.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Bina yapmak, inşaata başlamak ve mülk satın almak hayırlıdır.
- Hasta çabuk iyileşir.
- Bu günde görülen rüya hayırlı sayılmaz.
Gökyüzünde: Dolunay. Disk tamamen ya da neredeyse tamamen aydınlık. Gün batımında doğar, bütün gece gökte kalır.
Ay'ın 16. Günü
Nahs · dikkat günü“Oğlan doğsa yalancı ola ve fâsık ola ve hâ'in ola.”
- fâsık
- doğru yoldan çıkmış
- hâ'in
- hain, güvene ihanet eden
On altıncı gün, rûznâmenin dördüncü nahs günüdür ve dolunayın hemen ardından gelir. Bu güne yazılan söz, üçüncü günün sözünü tekrarlar gibidir: yalancı, fâsık ve bu kez bir de hâ'in.
Bu günün hükümlerinde dikkat çeken bir çelişki de vardır: rûznâme diğer nahs günlerinde kan aldırmayı ve hamamı yasaklarken, on altıncı günde ikisini de uygun sayar. Bu, rûznâmelerin katı bir sistemden çok, farklı geleneklerden derlenmiş öğütlerin bir araya gelmesiyle oluştuğunu gösteren küçük ama değerli bir ipucudur.
Gökte Ay dolunayı geçmiş, küçülmeye başlamıştır. Artık güneş battıktan bir süre sonra doğudan yükselir ve sabahın ilk saatlerine kadar gökte kalır. Rûznâmenin bu gün için öğüdü, yeni bir işe girişmek yerine elde olanı korumaktır.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Yeni bir işe başlanmaması öğütlenir.
- Hastalık korku verir.
- İlginç bir ayrıntı: bu günde kan aldırmak ve hamama gitmek uygun sayılır.
- Rüya için bir hüküm yazılmamıştır.
Gökyüzünde: Dolunay. Disk tamamen ya da neredeyse tamamen aydınlık. Gün batımında doğar, bütün gece gökte kalır.
Ay'ın 17. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa râst ola ve ercümend ola.”
- râst
- doğru, dürüst (bugün de “rast gelmek”te yaşar)
- ercümend
- değerli, saygın, şerefli
On yedinci günün sözü iki Farsça kelimeyle kurulmuştur ve ikisi de dürüstlüğe ve itibara dairdir. Râst, “doğru, düz, dürüst” demektir; Türk müziğindeki “rast makamı” ve günlük dildeki “rast gelmek” bu kelimeden gelir. Ercümend ise “değerli, saygın, şerefli” anlamına gelir.
Bu iki kelime birlikte, sözü doğru olduğu için saygı gören bir insanı anlatır. Rûznâme bu günde doğana yalnızca iyi bir talih değil, bir karakter yazar: yalan söylemeyen ve bu yüzden değerli bulunan biri.
Gökte Ay dolunayın ardından yavaşça küçülmeye başlamıştır. Rûznâmenin bu güne yazdığı bir hüküm de dikkat çekicidir: kaçan ya da kaybolan biri çabuk geri döner. Küçülen Ay'ın ilk günlerinde, gidenin dönmesi ve kaybolanın bulunması üzerine bir söz yazılmıştır.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Yolculuk, yeni elbise giymek ve kan aldırmak hayırlıdır.
- Hasta çabuk iyileşir.
- Kaçan hizmetkâr ya da kaybolan kişi çabuk geri döner.
- Görülen rüya iki gün içinde çıkar.
Gökyüzünde: Şişkin Ay (küçülen). Dolunayın ardından küçülmeye başlayan disk. Akşamdan sonra doğar, sabah gökte kalır.
Ay'ın 18. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa 'âlim ve zâhid ola, hıredmend ola, şerri az ola, düşmeni dost ola.”
- hıredmend
- akıllı, bilge, sağduyulu
- şerri az ola
- kötülüğü az olur
- düşmeni dost ola
- düşmanı bile dostu olur
On sekizinci günün sözü, rûznâmenin en dokunaklı cümlesidir. Önce âlim, zâhid ve hıredmend gelir: bilgili, dünya hırsından uzak ve akıllı. Sonra iki dilek eklenir: şerri az ola, yani kimseye kötülüğü dokunmaz; ve en sonda düşmeni dost ola, yani düşmanı bile dostu olur.
Hıredmend, Farsça “akıl” anlamına gelen hıred kelimesinden türemiştir ve sağduyulu, bilge insan için kullanılır. Ama sözü unutulmaz kılan son cümledir. Rûznâme bu günde doğana düşmansız bir hayat yazmaz; düşmanını dosta çevirebilen bir karakter yazar.
Gökte Ay, dolunayın ardından üçüncü dördüncü gününde, hâlâ parlak ama küçülen bir disktir. Gece geç saatte doğudan yükselir ve sabaha kadar gökte kalır. Işığını yavaş yavaş bırakan bu Ay, rûznâmenin bu güne yazdığı “şerri az” dileğiyle de güzel bir uyum içindedir.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin on sekizinci günü Hz. İshak'ın annesinin doğduğu gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Yolculuk, hamama gitmek, şifalı ot içmek ve kolay işlere başlamak hayırlıdır.
- Alım satım uygun görülür; tıraş olmak iyi sayılır.
- Görülen rüya yedi gün içinde çıkar.
Gökyüzünde: Şişkin Ay (küçülen). Dolunayın ardından küçülmeye başlayan disk. Akşamdan sonra doğar, sabah gökte kalır.
Ay'ın 19. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa kademi mübârek ola, 'ömri uzun ola.”
- kademi mübârek
- uğurlu ayaklı
- 'ömri uzun ola
- ömrü uzun olur
On dokuzuncu günün sözü iki güzel dileği birleştirir: kademi mübârek ve ömri uzun. Biri geldiği yere uğur getiren bir ayağı, diğeri uzun bir hayatı anlatır. Rûznâmede bu iki dileğin yan yana geldiği başka bir gün de yirmi altıncı gündür.
Bu günü özel kılan bir ayrıntı daha vardır: metin on dokuzuncu günü Lokman'ın doğduğu gün olarak anar. Lokman, İslam geleneğinde hikmetiyle ve şifa bilgisiyle tanınan bir bilgedir; “Lokman Hekim” adıyla bugün de halk arasında yaşar. Bu günün hükümlerinin şifalı ot içmek ve hastanın çabuk iyileşmesi üzerine olması da bu anlatıyla uyumludur.
Gökte Ay son dördüne yaklaşmaktadır; gece yarısına doğru doğudan yükselir ve sabah gökte kalır. Gündüz batı göğünde soluk bir yarım Ay olarak görülebilir.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin on dokuzuncu günü Lokman'ın doğduğu gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Ticaret, şifalı ot içmek ve kan aldırmak hayırlıdır.
- Hasta çabuk iyileşir.
- Görülen rüya on gün içinde çıkar.
Gökyüzünde: Şişkin Ay (küçülen). Dolunayın ardından küçülmeye başlayan disk. Akşamdan sonra doğar, sabah gökte kalır.
Ay'ın 20. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa şâ'ir ola.”
- şâ'ir
- şair, söz ustası
Yirminci günün sözü rûznâmenin en kısa ve belki de en romantik cümlesidir: şâ'ir ola. Bu günde doğan biri şair olur.
Osmanlı dünyasında şairlik yalnızca şiir yazmak değil, sözün ustası olmak demekti. Divan şairleri sarayda, medresede ve tekkede itibar görür; iyi söylenmiş bir beyit dilden dile dolaşırdı. Rûznâmenin bu günde doğana “şair” demesi, ona kelimelerle ve duygularla kurulan bir yetenek yazması anlamına gelir.
Gökte Ay son dördüne çok yakındır: diskin yarısından biraz fazlası aydınlıktır ve gece yarısına doğru doğudan yükselir. Gecenin en sessiz saatlerinde yükselen bu Ay, yazmaya, düşünmeye ve hayal kurmaya en uygun saatlerin Ay'ıdır.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin yirminci günü Hz. İshak'ın duasının kabul olduğu gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Yolculuk, yeni elbise giymek ve ev yapmak hayırlıdır; bu günde başlanan iş iyi gider.
- Şifalı ot içmek ve kan aldırmak uygun görülmez.
- Hasta çabuk iyileşir; görülen rüya artış ve bereket haber verir.
Gökyüzünde: Şişkin Ay (küçülen). Dolunayın ardından küçülmeye başlayan disk. Akşamdan sonra doğar, sabah gökte kalır.
Ay'ın 21. Günü
Nahs · dikkat günü“Oğlan doğsa yaşamaya.”
- yaşamaya
- yaşamasın, yaşamaz (eski dilde olumsuz istek kipi)
Yirmi birinci gün rûznâmenin beşinci nahs günüdür ve metnin en ağır cümlelerinden biri bu güne yazılmıştır: oğlan doğsa yaşamaya. Bugün bu sözü okuyan herkes bu satırları yaşayarak okuyor; bu da sözün ne olduğunu en açık biçimde gösterir.
Bu tür cümleleri anlamak için yazıldıkları dünyayı hatırlamak gerekir. Yüzyıllar boyunca bebek ölümleri çok yaygındı ve her doğum aynı zamanda büyük bir korkuydu. Rûznâmeler bu korkuyu belirli günlere bağlayarak anlatırdı. Metin yirmi birinci günü Nuh tufanıyla ilişkilendirir; bu yüzden bu gün için yazılan hükümler de suyla ilgilidir: su kenarında ve hamamda oturmamak.
Gökte Ay yirmi birinci günde çoğu zaman son dördün evresindedir: diskin tam yarısı aydınlıktır ve Ay gece yarısı civarında doğudan yükselip sabah göğünde kalır. İlk dördünün aynası olan bu evre, eski gözlemciler için de ayın ikinci yarısının dönüm noktasıydı.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin yirmi birinci günü Nuh kavminin helak olduğu gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Dünya işlerinin aksayacağı, yeni bir işe başlanmaması gerektiği yazılır.
- Hamamda ya da su kenarında oturulmaması öğütlenir.
- Görülen rüyanın aslı yoktur.
Gökyüzünde: Son dördün. Diskin öbür yarısı aydınlık. Gece yarısı civarında doğar, sabah güney göğündedir.
Ay'ın 22. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa bahtlu ola ve esbab çok olup kendü kavmine hâkim ola, hükmi yürüye.”
- bahtlu
- bahtlı, talihli
- esbâb
- vasıtalar, imkânlar, araç gereç
- kendü kavmi
- kendi çevresi, kendi insanları
- hükmi yürüye
- hükmü yürür, sözü geçer
Yirmi ikinci günün sözü, rûznâmenin en “güçlü” cümlesidir. Önce bahtlu ola gelir: talihli olur. Sonra esbab çok olup: imkânları, araç gereci, elinin altındaki vasıtalar çok olur. Ve sonunda kendü kavmine hâkim ola, hükmi yürüye: kendi çevresinin önderi olur, sözü geçer.
Kavm kelimesi burada bir halkı değil, insanın kendi çevresini, akrabalarını ve yakınlarını anlatır. Rûznâme bu günde doğana ailesinde, mahallesinde ya da işinde sözü dinlenen, çevresini toparlayan birinin rolünü yazar. Hükmi yürüye deyimi de bugün kullandığımız “sözü geçer” ifadesinin eski bir karşılığıdır.
Gökte Ay son dördünü geçmiştir; gece yarısından sonra doğar ve sabah göğünde güneyde durur. Rûznâme bu günü dilekler ve ticaret için hayırlı sayar ve kaybın çabuk bulunacağını yazar.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin yirmi ikinci günü Hz. İbrahim'in doğduğu gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Dilekte bulunmak, ticaret, şifalı ot içmek ve işe başlamak hayırlıdır; kan aldırmak uygun görülmez.
- Kayıp çabuk bulunur.
- Görülen rüya çabuk çıkar; hasta çabuk iyileşir.
Gökyüzünde: Son dördün. Diskin öbür yarısı aydınlık. Gece yarısı civarında doğar, sabah güney göğündedir.
Ay'ın 23. Günü
Uğurlu ama uyarılı“Oğlan doğsa kademi mübârek ola.”
- kademi mübârek
- uğurlu ayaklı
Yirmi üçüncü gün, rûznâmenin en ilginç günlerinden biridir: metin bu günü hem uğurlu sayar hem de içinde bir uğursuzluk bulunduğunu söyler. Bu yüzden onu ne tam olarak sa'd ne de nahs günleri arasında sayabiliriz; bu sayfada bu günü “uğurlu ama uyarılı” bir gün olarak işaretliyoruz.
Bu günde doğana yazılan söz ise tamamen iyidir: kademi mübârek ola. Rûznâmenin en sevdiği bu kalıp, burada bir uyarının yanına yerleştirilmiştir. Gün ikili bir hâl taşısa da, o günde doğan kişiye yazılan dilek uğurlu ayaktır.
Gökte Ay son dördünü geçmiş, sabah göğünde kalınca bir hilale dönmeye başlamıştır. Ay artık gece yarısından sonra doğar; erken kalkanlar onu güneş doğmadan önce doğu göğünde parlarken görür.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin yirmi üçüncü günü Bünyamin'in doğduğu gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Bina yapmak, nikâh ve ticaret hayırlıdır; baş yıkamak faydalı sayılır.
- Hastanın durumu kaygı verir.
- Görülen rüya çıkmaz; sadaka verilmesi öğütlenir.
- Metin bu güne uğurlu dese de içinde uğursuzluk da bulunduğunu söyler ve dikkatli olmayı öğütler.
Gökyüzünde: Küçülen hilal. Sabahları doğu göğünde incelen bir hilal; gün doğmadan önce görülür.
Ay'ın 24. Günü
Nahs · dikkat günü“Oğlan doğsa dili uzun ola, gâyetle yavuz ola.”
- dili uzun
- sözü keskin, ağzı kalabalık, lafını esirgemeyen
- gâyetle
- son derece, pek çok
- yavuz
- eski Türkçede kötü, sert, çetin
Yirmi dördüncü gün rûznâmenin altıncı nahs günüdür. Bu güne yazılan sözde, bugün başka bir anlamla kullandığımız eski bir kelime vardır: yavuz.
Bugün “yavuz” deyince aklımıza cesur, yiğit, güçlü biri gelir. Eski Türkçede ise yavuz önce “kötü, fena” anlamına geliyordu, zamanla “sert, çetin, yaman” anlamına kaydı. Rûznâme bu kelimeyi dili uzun deyimiyle birlikte kullanır; sözünü esirgemeyen, keskin dilli ve sert mizaçlı birini anlatır.
Gökte Ay yirmi dördüncü günde sabah göğünde ince bir hilaldir. Gece geç saatte doğar ve güneş doğarken doğu göğünde soluklaşarak kaybolur. Ayın bu son haftası, eski takvimlerde ayın “tükenmeye” yüz tuttuğu günler olarak görülürdü.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- İşe başlanmaması öğütlenir.
- Hastalık korku verir; görülen rüya kaygı getirir.
Gökyüzünde: Küçülen hilal. Sabahları doğu göğünde incelen bir hilal; gün doğmadan önce görülür.
Ay'ın 25. Günü
Nahs · dikkat günü“Oğlan doğsa yaşamaya.”
- yaşamaya
- yaşamasın, yaşamaz (eski dilde olumsuz istek kipi)
Yirmi beşinci gün, rûznâmenin yedinci ve son nahs günüdür ve yirmi birinci günle aynı cümleyi taşır: oğlan doğsa yaşamaya. Aynı cümlenin iki farklı güne yazılmış olması, rûznâmelerin bir kalıplar sistemiyle çalıştığını da gösterir: nahs günlere tekrar tekrar aynı ağır sözler dağıtılırdı.
Bu sözü bugün yaşayan biri okuyor ve bu, sözün bir hüküm değil, bir korkunun dile gelmiş hâli olduğunu en açık biçimde gösteriyor. Rûznâmeyi değerli kılan da tam olarak budur: yüzyıllar önce insanların neden korktuğunu, neyi umduğunu ve günlerine nasıl anlam yüklediğini bugüne taşır.
Gökte Ay ayın sonuna yaklaşırken iyice incelmiş bir hilaldir ve yalnızca sabah erken saatlerde, güneş doğmadan önce doğu ufkunda görülür. Birkaç gün içinde tamamen kaybolacak, sonra yeni bir hilal olarak batı göğünde yeniden doğacaktır.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- İşe başlanmaması öğütlenir.
- Hastalık korku verir.
- Görülen rüyanın uğursuzluk haber verdiği yazılır.
Gökyüzünde: Küçülen hilal. Sabahları doğu göğünde incelen bir hilal; gün doğmadan önce görülür.
Ay'ın 26. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa kademi mübârek ola, 'ömri uzun ola, sözi geçer ola.”
- kademi mübârek
- uğurlu ayaklı
- sözi geçer ola
- sözü geçer, dinlenir
Yirmi altıncı gün, nahs günlerin hemen ardından gelen ve rûznâmenin en cömert davrandığı günlerden biridir. Bu günde doğana tek bir değil, üç dilek yazılır: kademi mübârek, ömri uzun ve sözi geçer.
Bu günün hükümleri arasında bugün bile tanıdık gelecek bir öğüt vardır: çocuğu mektebe vermek. Rûznâme yirmi altıncı günü çocuğun okula başlaması için hayırlı sayar. Metnin bu güne yazdığı en geniş hüküm ise şudur: bu günde dilenen her dilek kabul olur.
Metin bu günü, karanlığın ardından gelen bir kurtuluş anlatısıyla ilişkilendirir. Gökte de benzer bir an yaşanır: Ay sabah göğünde son incelik hâlindedir ve birkaç gün içinde yeni bir döngüye başlayacaktır.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin yirmi altıncı günü Hz. Musa'nın yardım gördüğü ve Firavun'un Nil'de boğulduğu gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Bu günde dilenen her dileğin kabul olacağı yazılır.
- Yolculuk, nikâh, çocuğu mektebe vermek ve şifalı ot içmek hayırlıdır.
- Hasta çabuk iyileşir; görülen rüya izzet ve şeref haber verir.
Gökyüzünde: Küçülen hilal. Sabahları doğu göğünde incelen bir hilal; gün doğmadan önce görülür.
Ay'ın 27. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa devletlüdür.”
- devletlüdür
- talihlidir, saygındır, bahtı açıktır
Yirmi yedinci günün sözü rûznâmede dikkat çeken bir dil değişikliği taşır. Diğer günlerin çoğunda “ola” diye biten dilek kipi kullanılırken, burada söz kesin bir hükümle biter: devletlüdür. Yani bu günde doğan talihli olsun değil, talihlidir.
Bu günün hükümleri arasında bugün de değerini koruyan bir öğüt vardır: meşveret, yani danışmak. Rûznâme yirmi yedinci günü bir konuyu başkalarıyla konuşup birlikte karar vermek için hayırlı sayar. Elbise biçtirmek ve yeni bir yardımcı edinmek de bu günün işleri arasındadır.
Gökte Ay ayın sonuna doğru sabahları ince bir hilal olarak görünür; bazen gündüz göğünde güneşe yakın, soluk bir yay hâlinde seçilebilir. Ay'ın neredeyse hiç ışık vermediği bu günler, yeni döngüden önceki son sessiz günlerdir.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin yirmi yedinci günü Hz. Yakub'un doğduğu gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Elbise biçtirmek, hizmetkâr tutmak ve danışmak (meşveret) hayırlıdır.
- Baş yıkamak ve kan aldırmak uygun görülür; hamam ve şifalı ot ise uygun görülmez.
- Hasta çabuk iyileşir; görülen rüya üç gün içinde çıkar.
Gökyüzünde: Küçülen hilal. Sabahları doğu göğünde incelen bir hilal; gün doğmadan önce görülür.
Ay'ın 28. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Bu günde oğlan doğsa hayırludur.”
- hayırludur
- hayırlıdır, iyilik getirir
Yirmi sekizinci günün sözü tek bir kelimeyle özetlenir: hayırludur. Bu günde doğan kişi, kendisi bir hayırdır; iyilik getirir.
Bu günün hükümleri arasında rûznâmenin en ilginç ayrıntılarından biri yer alır: bir şeyi toprağa gömmek uygun görülmez. Metin bu günü, servetiyle böbürlenen ve hazineleriyle birlikte yere geçirilen Kârûn'un hikâyesiyle ilişkilendirir; bu yüzden toprağa bir şey saklamak bu güne yakıştırılmaz. Buna karşılık ilim öğrenmek, yolculuk ve ticaret hayırlı sayılır.
Gökte yirmi sekizinci gün çoğu zaman Ay'ın neredeyse hiç görünmediği günlerden biridir. Ay güneşe çok yakındır ve ancak gün doğmadan hemen önce, ufkun hemen üstünde incecik bir çizgi olarak seçilebilir. Ay'ın görünmediği bu gecelerde gökyüzü en karanlık hâlindedir; yıldızları izlemek için yılın en güzel geceleri bunlardır.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin yirmi sekizinci günü Kârûn'un yere geçirildiği gün olarak anar.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Yolculuk, ticaret ve ilim öğrenmek hayırlıdır.
- Bir şeyi toprağa gömmek uygun görülmez.
- Tıraş olmak ve baş yıkamak bedene güç verir.
- Hastalık sekiz gün içinde karara bağlanır, geceleri rahat geçer; görülen rüya hayra çıkar.
Gökyüzünde: Ay'ın görünmediği günler. Ay güneşe çok yakındır; çoğu zaman görünmez. Yeni ay (kavuşum) bu günlerde olur.
Ay'ın 29. Günü
Sa'd · uğurlu gün“Oğlan doğsa kademi mübârek ola.”
- kademi mübârek
- uğurlu ayaklı, geldiği yere bereket getiren
Yirmi dokuzuncu gün, rûznâmenin son günüdür ve metin ayı güzel bir dilekle kapatır: kademi mübârek ola. Rûznâmenin en sevdiği uğurlu ayak kalıbı, ayın son gününde bir kez daha tekrarlanır.
Bu günün hükümleri de ayın kapanışına yakışır: her işin hayırlı olacağı, evlenmenin iyi olacağı ve rızkın artacağı yazılır. Hicri aylar 29 ya da 30 gün sürdüğü için yirmi dokuzuncu gün bazen ayın son günü, bazen de sondan bir önceki gündür. Rûznâmede otuzuncu gün için ayrı bir hüküm bulunmaz.
Gökte Ay bu günde çoğu zaman tamamen görünmezdir: güneşle aynı yönde bulunur ve kavuşum anına, yani yeni aya çok yakındır. Eski takvimlerde ertesi akşam gözler batı ufkunda yeni hilali arardı. Hilal görülürse yeni ay başlar, görülmezse ay otuz güne tamamlanırdı.
Metnin bu güne bağladığı anlatı: Metin bu gün için bir olay anmaz.
Rûznâmenin bu gün için öğütleri:
- Her iş hayırlıdır; evlenmek iyi sayılır.
- Görülen rüya on gün içinde çıkar.
- Rızkın artacağı yazılır.
Gökyüzünde: Ay'ın görünmediği günler. Ay güneşe çok yakındır; çoğu zaman görünmez. Yeni ay (kavuşum) bu günlerde olur.
Hicri Güne Göre Ay Evreleri
Hicri ay yeni hilalle başladığı için ayın günü ile Ay'ın evresi arasında sıkı bir bağ vardır. Aşağıdaki tablo her gün aralığında Ay'ın tipik görünüşünü özetler. Gerçek evre, ayın hangi gün başladığına ve doğum saatine göre bir iki gün kayabilir; araç senin doğum anındaki gerçek evreyi ayrıca hesaplar.
| Hicri gün | Ay evresi | Gökyüzünde nasıl görünür? |
|---|---|---|
| 1–3 | Hilal (yeni Ay'ın ilk günleri) | Akşam batı göğünde ince bir yay. Güneş battıktan kısa süre sonra batar. |
| 4–6 | Büyüyen hilal | Akşamları batı ve güneybatı göğünde belirgin bir hilal; gecenin ilk saatlerinde görünür. |
| 7–8 | İlk dördün | Diskin yarısı aydınlık. Gün batımında güney göğünde durur, gece yarısı batar. |
| 9–13 | Şişkin Ay (büyüyen) | Yarısından fazlası aydınlık. Akşam doğu-güneydoğuda yükselmiştir, gece yarısından sonra batar. |
| 14–16 | Dolunay | Disk tamamen ya da neredeyse tamamen aydınlık. Gün batımında doğar, bütün gece gökte kalır. |
| 17–20 | Şişkin Ay (küçülen) | Dolunayın ardından küçülmeye başlayan disk. Akşamdan sonra doğar, sabah gökte kalır. |
| 21–22 | Son dördün | Diskin öbür yarısı aydınlık. Gece yarısı civarında doğar, sabah güney göğündedir. |
| 23–27 | Küçülen hilal | Sabahları doğu göğünde incelen bir hilal; gün doğmadan önce görülür. |
| 28–30 | Ay'ın görünmediği günler | Ay güneşe çok yakındır; çoğu zaman görünmez. Yeni ay (kavuşum) bu günlerde olur. |
Ay'ın yaşı da ayrı bir bilgidir: son yeni Ay'dan, yani Ay'ın Güneş'le kavuşumundan bu yana geçen süredir. Hicri ayın birinci günü çoğu zaman Ay'ın bir buçuk iki günlük olduğu akşama denk gelir; çünkü kavuşumdan hemen sonra hilal gözle görülemeyecek kadar incedir. Bu yüzden araçta gördüğün “Ay'ın yaşı” ile “hicri gün” arasında genellikle bir iki günlük fark olur.
Doğduğun Gece Ay Hangi Konaktaydı?
Ay, burç kuşağındaki yolculuğunu yaklaşık 27 gün 8 saatte tamamlar; yani her gece bir öncekinden yaklaşık 13 derece ileride durur. Eski Arap ve İslam gökbilimcileri bu yolu 28 eşit parçaya bölmüş ve her parçaya, içinde ya da yakınında bulunan parlak yıldızlardan gelen bir ad vermiştir. Bu parçalara menâzil-i kamer, yani “Ay'ın konakları” denir. Ay her gece bu konaklardan birinde konaklayan bir yolcu gibi düşünülmüştür.
Doğum saatini ve yerini girdiğinde araç, doğduğun anda Ay'ın burç kuşağındaki konumunu hesaplar ve hangi konakta bulunduğunu söyler. Konakların ayrıntılı anlamlarını, işaret yıldızlarını ve Ay'ın şu anda hangi konakta olduğunu gösteren çarkı Rûznâme nedir? yazımızda bulabilirsin.
| # | Konak | Anlamı | Başladığı yer |
|---|---|---|---|
| 1 | Şeratân | İki işaret | Koç 0° |
| 2 | Butayn | Küçük karın | Koç 12°51′ |
| 3 | Süreyyâ | Ülker; “küçük çokluk” | Koç 25°43′ |
| 4 | Debarân | Takip eden | Boğa 8°34′ |
| 5 | Hak'a | Beyaz leke | Boğa 21°26′ |
| 6 | Hen'a | Damga, iz | İkizler 4°17′ |
| 7 | Zirâ' | Dirsek, kol | İkizler 17°09′ |
| 8 | Nesre | Aralık, burun | Yengeç 0° |
| 9 | Tarf | Bakış, göz | Yengeç 12°51′ |
| 10 | Cebhe | Alın | Yengeç 25°43′ |
| 11 | Zübre | Yele | Aslan 8°34′ |
| 12 | Sarfe | Değiştiren, döndüren | Aslan 21°26′ |
| 13 | Avvâ | Havlayan | Başak 4°17′ |
| 14 | Simâk | Silahsız (es-Simâkü'l-a'zel) | Başak 17°09′ |
| 15 | Gafr | Örtü | Terazi 0° |
| 16 | Zübânâ | Kıskaçlar | Terazi 12°51′ |
| 17 | İklîl | Taç | Terazi 25°43′ |
| 18 | Kalb | Kalp | Akrep 8°34′ |
| 19 | Şevle | İğne, kuyruk ucu | Akrep 21°26′ |
| 20 | Neâim | Devekuşları | Yay 4°17′ |
| 21 | Belde | Şehir, yurt | Yay 17°09′ |
| 22 | Sa'dü'z-Zâbih | Kurban edenin talihi | Oğlak 0° |
| 23 | Sa'dü Bula' | Yutanın talihi | Oğlak 12°51′ |
| 24 | Sa'dü's-Suûd | Talihlerin talihi | Oğlak 25°43′ |
| 25 | Sa'dü'l-Ahbiye | Gizlilerin talihi | Kova 8°34′ |
| 26 | Fergu'l-Mukaddem | Ön kova ağzı | Kova 21°26′ |
| 27 | Fergu'l-Muahhar | Arka kova ağzı | Balık 4°17′ |
| 28 | Batnü'l-Hût | Balığın karnı | Balık 17°09′ |
Hicri Ayların Adları
Araç sonucunda doğduğun günün hicri ay adını da gösterir. On iki hicri ayın her birinin kendine özgü bir adı ve anlamı vardır; Osmanlı belgelerinde ve eski aile kayıtlarında bu adlar sık sık kısaltılarak yazılırdı.
| # | Ay | Kısaca |
|---|---|---|
| 1 | Muharrem | Hicri yılın ilk ayı. Adı “dokunulmaz, haram kılınmış” anlamına gelir; eski Arap geleneğinde savaşın yasak olduğu aylardandır. Aşure bu ayın onuncu günüdür. |
| 2 | Safer | İkinci ay. Halk arasında uzun süre uğursuz sayılmış, “Safer'in sonu” ve “Safer'in kötülüğünden korunmak” için dualar edilmiştir. |
| 3 | Rebîülevvel | Üçüncü ay. Adı “ilk bahar” demektir. Mevlid Kandili bu ayın on ikinci gecesidir. |
| 4 | Rebîülâhir | Dördüncü ay. “Son bahar” anlamına gelir; Rebîülevvel'in ardından gelen ikinci bahar ayıdır. |
| 5 | Cemâziyelevvel | Beşinci ay. Adının “kuraklığın, donmanın ilk ayı” anlamına geldiği düşünülür. |
| 6 | Cemâziyelâhir | Altıncı ay. Cemâziyelevvel'in ardından gelen “ikinci” ay. |
| 7 | Receb | Yedinci ay. Haram aylardan biridir; Regaib ve Miraç kandilleri bu aydadır. Üç Aylar Receb ile başlar. |
| 8 | Şâban | Sekizinci ay. Berat Kandili bu ayın on beşinci gecesidir. |
| 9 | Ramazan | Dokuzuncu ay. Oruç ayıdır; Kadir Gecesi bu aydadır. Ramazan'ın başlangıcı hilalin görülmesiyle belirlenirdi. |
| 10 | Şevvâl | Onuncu ay. Ramazan Bayramı bu ayın ilk günüdür. |
| 11 | Zilkâde | On birinci ay. Haram aylardandır; adı “oturma, yerleşme ayı” anlamına gelir. |
| 12 | Zilhicce | On ikinci ve son ay. Hac bu ayda yapılır; Kurban Bayramı bu ayın onuncu günüdür. |
Miladi–Hicri Tarih Çevirici
Herhangi bir miladi tarihin hicri karşılığını ya da eski bir belgede gördüğün hicri tarihin miladi karşılığını buradan bulabilirsin. Hicri günün bir önceki akşam gün batımında başladığını unutma.
Ailenle ve Arkadaşlarınla Karşılaştır
Ailende kimlerin Ay takviminin aynı gününde doğduğunu merak ediyor musun? Yukarıdaki araçla birinin doğum gününü hesapla, sonra burada bir isim vererek listeye ekle. Liste yalnızca kendi cihazında tutulur ve doğum tarihi değil, yalnızca Ay takvimindeki gün kaydedilir.
Önce yukarıdaki araçla bir doğum gününü hesapla; sonra bu sonucu bir isimle listeye ekleyebilirsin.
Hicri Yaş ve Hicri Doğum Günü
Hicri yıl Güneş yılından yaklaşık 11 gün kısa olduğu için, aynı süre boyunca yaşanan hicri yılların sayısı biraz daha fazladır. 32 Güneş yılı yaklaşık 33 hicri yıla denk gelir. Bu yüzden 33 yaşındaki biri hicri takvime göre 34 yaşına girmiş olabilir; 65 yaşındaki biri ise yaklaşık 67 hicri yıl yaşamıştır.
Hicri doğum günü de her yıl başka bir miladi tarihe düşer. Araç, sonuç bölümünde önümüzdeki yıllardaki hicri doğum günlerini miladi tarihleriyle birlikte listeler. Bu tarihleri kendi küçük kutlamaların, bir dua ya da bir iyilik için hatırlatıcı olarak kullanabilirsin.
Hicri doğum gününün miladi takvimdeki yolculuğu yaklaşık 33 yılda bir tamamlanır. Yani yaklaşık 33 yaşına geldiğinde hicri doğum günün, doğduğun miladi tarihe yeniden çok yakın bir güne denk gelir. Bu yıl, iki takvimin sende yeniden buluştuğu yıldır.
Bu Araç Nasıl Hesaplıyor?
- Hicri tarih: Doğum tarihin, tarayıcının içindeki Ümmü'l-Kurâ takvimiyle hicri tarihe çevrilir. Tarayıcın bu takvimi desteklemiyorsa 30 yıllık aritmetik hicri takvim kullanılır.
- Doğum yeri: Yazdığın şehrin enlem ve boylamı ile saat dilimi bulunur. Yer yazılmazsa İstanbul esas alınır.
- Saat dilimi: Doğum saatin, o tarihte doğum yerinde geçerli olan resmî saatle (yaz saati uygulamaları dahil) evrensel saate çevrilir.
- Gün batımı: Doğduğun gün, doğum yerinde güneşin battığı an astronomik olarak hesaplanır. Doğumun gün batımından sonraysa hicri gün bir ileri alınır.
- Ay: Doğum anında Ay'ın evresi, aydınlık oranı, yaşı, burcu ve 28 konaktan hangisinde olduğu hesaplanır.
- Rûznâme: Bulunan hicri gün için rûznâmedeki söz, Türkçesi ve o günün bütün hükümleri gösterilir; bir önceki ve bir sonraki gün de yan yana verilir.
Bütün bu hesaplar senin cihazında, tarayıcının içinde yapılır. Doğum tarihin, saatin ve yerin hiçbir sunucuya gönderilmez. Paylaşım kartında da doğum tarihin yazmaz; yalnızca Ay takvimindeki günün görünür.
Sık Sorulan Sorular
Ay takviminde kaçıncı gün doğduğumu nasıl öğrenirim?
Bu sayfadaki araca doğum tarihini, biliyorsan doğum saatini ve doğum yerini yaz. Araç doğum tarihini hicri takvime çevirir, doğduğun yerde o akşam güneşin kaçta battığını hesaplar ve gün batımından sonra doğduysan seni bir sonraki hicri güne yerleştirir. Sonuçta Ay'ın kaçıncı gününde doğduğunu, o geceki Ay evresini ve rûznâmede o gün için yazılan sözü görürsün.
Hicri doğum tarihim nedir?
Hicri doğum tarihin, doğduğun günün Ay'a dayanan hicri takvimdeki karşılığıdır; örneğin 23 Nisan 1990 günü hicri takvimde 27 Ramazan 1410'a denk gelir. Gün, ay ve yıl bu takvimde Güneş takviminden farklı işlediği için hicri doğum günün her yıl yaklaşık 11 gün erken gelir.
Akşam doğduysam hangi gün sayılır?
Hicri takvimde gün gece yarısında değil, gün batımında başlar. Bu yüzden akşam güneş battıktan sonra doğduysan, doğumun hicri takvimde bir sonraki güne sayılır. Araç, doğduğun yerin o günkü gün batımı saatini hesaplayarak bunu kendiliğinden yapar.
Doğum saatimi bilmiyorsam ne olur?
“Saatimi bilmiyorum” kutusunu işaretle. Sana gündüz mü akşam mı doğduğunu sorarız; bunu da bilmiyorsan araç iki ihtimali birlikte gösterir: gün batımından önce doğduysan bir gün, sonra doğduysan ertesi gün. İki günün sözünü de okuyabilirsin.
Sonuç neden bazı takvimlerden bir gün farklı çıkabiliyor?
Hicri ayın ne zaman başladığı, hilalin gözle görülmesine ya da farklı hesap ölçütlerine bağlıdır. Bu araç Suudi Arabistan'ın resmî Ümmü'l-Kurâ takvimini kullanır; Türkiye'deki takvimler başka bir hesap ölçütü kullandığı için bazı aylar bir gün önce ya da sonra başlayabilir. Bu yüzden sonuçta bir önceki ve bir sonraki günü de gösteriyoruz.
Rûznâme nedir?
Rûznâme Farsça “gün” anlamına gelen rûz ile “yazı, kitap” anlamına gelen nâme kelimelerinden oluşur. Osmanlı ve İslam dünyasında hem takvim anlamında kullanılmış hem de ayın her gününün uğurlu ya da uğursuz olduğunu, o gün hangi işlerin yapılıp yapılmayacağını anlatan metinlere ad olmuştur. Bu sayfadaki sözler böyle bir rûznâmeden alınmıştır.
Rûznâmede “oğlan doğsa” yazıyor; kız çocukları için de geçerli mi?
Metin yazıldığı dönemin alışkanlığıyla çoğu günde “oğlan doğsa” diye başlar; ama 2. ve 15. günlerde açıkça “oğlan ve kız” ya da “oğul, kız” der. Bu metinlerde “oğlan” çoğu zaman genel olarak “doğan çocuk” yerine kullanılmıştır; bugün okurken sözü o gün doğan herkes için okumak metnin ruhuna uygundur.
“Ola” ne demek, beddua mı?
Hayır. “Ola”, eski Türkçede “olsun, olur” anlamına gelen istek kipidir; bir dileği, bir temenniyi anlatır. “Bahtlu ola” “bahtlı olsun, talihli olur” demektir. Aynı kip “yaşamaya” gibi olumsuz sözlerde de kullanılır; bu durumda “yaşamasın, yaşamaz” anlamına gelir.
Nahs bir günde doğdum; bu kötü bir şey mi?
Rûznâme her ayın 3, 5, 13, 16, 21, 24 ve 25. günlerini nahs, yani uğursuz sayar ve bu günlere sert sözler yazar. Bu sözler bir insanın karakterini belirlemek için değil, yüzyıllar önce günlere bir hâl yüklemek için yazılmış halk metinleridir. Metnin kendisi her günü “gaybı Allah bilür” diye bitirir; bu sayfada onları bir kehanet olarak değil, tarihî bir metin olarak sunuyoruz.
Ayın 30. gününde doğdum; hangi söz geçerli?
Hicri aylar 29 ya da 30 gün çeker. Rûznâme 29. günde biter ve 30. gün için ayrı bir hüküm yazmaz. Bu durumda 29. günün sözünü okuyabilirsin; ayrıca takvimler arasındaki olası bir günlük fark yüzünden ertesi ayın 1. gününe de bakmanı öneririz.
Hicri doğum günüm neden her yıl değişiyor?
Hicri yıl 12 kameri aydan oluşur ve yaklaşık 354 gün sürer; Güneş yılı ise yaklaşık 365 gündür. Bu 11 günlük fark yüzünden hicri doğum günün her yıl Güneş takviminde yaklaşık 11 gün geriye kayar ve yaklaşık 33 yılda bir yılın bütün mevsimlerini dolaşıp aynı tarihe yakın bir güne döner.
Hicri yaş nedir?
Hicri yaş, doğduğun günden bu yana kaç hicri yıl geçtiğidir. Hicri yıl daha kısa olduğu için hicri yaş Güneş takvimine göre yaşından biraz büyüktür: 33 yaşına giren biri yaklaşık 34 hicri yıl yaşamış olur.
Ay'ın konağı (menzil) nedir?
Ay, gökyüzündeki yolculuğunu yaklaşık 27,3 günde tamamlar. Eski gökbilimciler bu yolu 28 eşit parçaya bölmüş ve her birine bir ad vermiştir; Ay her gece bu “konaklardan” birinde durur gibi görünür. Araç, doğduğun anda Ay'ın hangi konakta olduğunu da hesaplar.
Doğum bilgilerim kaydediliyor mu?
Hayır. Bütün hesaplar senin tarayıcında yapılır; doğum tarihin, saatin ve yerin hiçbir sunucuya gönderilmez ve kaydedilmez. Yalnızca doğum yerinin koordinatını bulmak için yazdığın şehir adı bir konum servisine sorulur. Aile listesine eklediğin isimler ve günler de yalnızca kendi cihazında tutulur.
Doğum tarihin kimliğinde yazar; Ay takvimindeki doğum günün ise gökyüzünde. O gece Ay'ın nasıl göründüğünü, eski bir rûznâmenin o gün doğan için ne yazdığını öğrenmek, kendi hikâyene yüzyıllık bir pencereden bakmak gibidir. Bu sözleri bir kehanet olarak değil, atalarımızın günlere yüklediği anlamların bir hatırası olarak oku.
Doğduğun anın gökyüzünün tamamını gör
Ay takvimi doğum gününün yalnızca bir parçası. Doğum haritanda Güneş'in, Ay'ın ve bütün gezegenlerin yerini ücretsiz hesapla.
Doğum haritamı hesaplaAstro Yuvam içerikleri öz-farkındalık ve rehberlik amaçlıdır. Rûznâme sözleri tarihî bir metnin aktarımıdır; bir kehanet ya da karakter değerlendirmesi değildir.
Hicri tarih tarayıcıdaki Ümmü'l-Kurâ takvimiyle (desteklenmezse aritmetik hicri takvimle), gün batımı ve Ay'ın konumu astronomik hesaplarla tarayıcında hesaplanır. Rûznâme sözleri, “Hazâ Kitâb-ı Sultân Mahmûd” başlıklı mensur rûznâme nüshasının Latin harfli aktarımından alınmıştır.
← Tüm yazılar: Yıldız Günlüğü